Türklerde Sudan Çıkan At Efsanesi
- Ahmed Bahadır Uslu

- 21 Nis 2021
- 2 dakikada okunur

Türk tarihi ve kültürüyle özdeşleşen pek çok hayvan bulunmakla birlikte, bunlar arasında kurt ve atın yeri önceliklidir. Dağ keçisi, koyun ve doğan gibi semboller de Türk topluluklarının ongunları arasında yer alsa da, bu çalışmada özellikle "at" figürü üzerinde durulacaktır.
Atın ilk kez Türkler tarafından evcilleştirildiği bilgisi, günümüzde tarih biliminin kabul ettiği temel verilerden biri haline gelmiştir[1]. Türkler ile atlar arasındaki bu kadim etkileşim, tarihsel süreç boyunca gücünü korumuştur. Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lügat’it-Türk adlı eserinde yer alan "Kuş kanadıyla, er atıyla"[2] vecizesi, atın Türk toplumsal hayatındaki hayati önemini simgeler. Eski Türk ordularının temelini atlı birliklerin oluşturması, bu hayvanı yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda stratejik bir paydaş konumuna getirmiştir.
Türk mitolojisinde atlar, genellikle doğaüstü yeteneklerle donatılmış varlıklar olarak betimlenir[3]. Anlatılarda bu hayvanların, binicileri zor duruma düştüğünde insan zekâsını aşan tavsiyeler verdiği ve onlarla konuştuğu görülmektedir[4]. Özellikle pek çok coğrafyada karşımıza çıkan "su atı" efsanesinde, atın kökeni deniz veya göl gibi su kaynaklarına dayandırılır. Bununla birlikte bu efsanevi varlıklar yalnızca suyla sınırlı kalmamış; güneş ülkesinden yeryüzüne inen veya mağaralarda yaşayan kutsal canlılar olarak da tasvir edilmiştir. Ebulgazi Bahadır Han, Cengiz Han’ın toyunda bulunan Gökçe’nin, gaipten gelen bir ata binerek göğe çıktığını ve Tanrı ile görüştüğünü aktararak bu inancın metafizik boyutuna işaret etmiştir [5].
A. Zeki Velidi Togan, bu konuyla ilgili olarak Türklerin gölden veya dağdan çıkan ilahi aygırlardan türeyen emsalsiz atlara sahip olduğunu belirtmiştir. Togan’ın tespitlerine göre, bu atlar henüz Milat başlarında Çinliler tarafından bilinmekte ve elde edilmeye çalışılmaktaydı. Su atı efsanesinin Türk rivayetleri aracılığıyla Arap ve Hint coğrafyalarına geçtiği, hatta Arap atlarının çevikliğinde Türkmen atlarının bu mitolojik kökeninin etkisi olduğu savunulmaktadır. Eski İran destanlarında ise Türk hakanlarının "su atları" (esb-i rud), "argun" ismiyle anılmaktadır[6].
Halk Edebiyatındaki İzleri
Halk edebiyatı ürünlerinde bu mitolojik motifin izlerini açıkça görmek mümkündür. Köroğlu Destanı’nda meşhur Kırat’ın doğumu, sudan çıkan bir aygırın dişi bir kısrakla birleşmesine dayanmaktadır[7]. Benzer şekilde Dede Korkut hikâyelerinde, Bamsı Beyrek’e getirilen armağanlar arasında sudan çıkmış bir "boz at" zikredilir[8]. Keloğlan masallarında da kahramanın babasının yardımıyla 3 su atını yakalaması ve bu atlardan birinin yardımıyla kötülükleri alt etmesi, bu kültürel kodun masal formunda dahi korunduğunu göstermektedir[9].
Sonuç olarak, incelenen tüm örneklerde geçen su atı veya su aygırı motiflerinin, tek bir kültürel kaynaktan beslendiği görülmektedir. Bu tür mitolojik ve efsanevi anlatıların modern sanat ve edebiyat alanında yeterince işlenmemesi, bu zengin mirasın unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır.
Dipnotlar
[1] Bahaeddin Ögel, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İstanbul, 1971, syf. 6, 11.
[2] İBRAHİM KAFESOĞLU, "AT", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/at#1-islam-oncesi (17.04.2021).; Dîvânü lugāti’t-Türk, I, 34.
[3] Bkz: Zoya Tülek Destanı
[4] A. Caferoğlu, "Türk Onomastikinde At Kültü", Türkiyat Mecmuası, 1953, c. X. syf. 201.
[5] Ebülgazi Bahadır Han, Şecere-i Türkî, Rıza Nur basımı, Istanbul, 1925, syf. 84.
[6] Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İş Bankası Yayınları, 3. basım, İstanbul, 2020, syf. 149-240.
[7] Abdullah Murat Tilav, Sudan Çıkan At, Millî Folklör Dergisi, sayı 34, syf. 60.
[8] O. Şaik Gökyay, Dedem Korkudun Kitabı, Kabalcı Yayınları, İstanbul 2006, syf. 1178.
[9] 5. Elçin, "Keloglanla Deniz Aygın", Türk Folklor Araştırmaları, Şubat 1965, sayı 187, syf. 3655.





Yorumlar