top of page

Türkçe Kaç Yaşında? (Tarihi Belgelere Göre Türkçenin Yaşı)

6 Tem 2022
5 dakikada okunur
Türkçe Kaç Yaşında?

Daha önce “Orhun Yazıtlarından Başka Köktürkçe Bir Yapıt Yok Mu?” adlı yazımızda, Köktürk yazısının ve Türkçenin yalnızca Orhun Yazıtlarında kısır kalmadığını, adı geçen eserden önceki ve sonraki tarihlerde de hem Türk alfabesi hem de yabancı alfabelerle “Türkçe” metinler olduğunu ifade etmiştik. Bu yazıda ise yine tarihî belgelere dayanarak Türkçenin kaç yaşında olduğunu belirlemeye çalışacağız.


Orhun Yazıtları, birçok açıdan Türkler ve Türkçe için başyapıt bir eser olduğundan ve unutulan Türk yazısının bu taşlar üzerinde çözümlenmesinden dolayı, bir “başlangıç/sıfır noktası” olarak algılanabilmektedir. Bu “hatalı” sıfır noktası kimi zaman “Türkler” kimi zaman da “Türkçe” için belirlenmektedir. Yalnızca yazıtlardaki dilin felsefi derinliği ve yapısını ele alacak olsak dahi böyle sistematik bir biçimde aynı zamanda estetik kaygılar gözetilerek ortaya konan bu eserin arkasındaki geleneği, yüzyıllarca geriden başlatmak gerekmektedir.



Mitoloji Sırtlayan Taş: Bugut Yazıtı

Orhun Yazıtlarından önce dikilen ilk Köktürkçe yazıt, 687 yılına tarihli “Çoyr” Yazıtıdır. Bu yazıttan 170 yıl önce dikildiği tahmin edilen ve Köktürk yazısıyla kazınan taşlar da vardır (MS 510-530 arası). Bu iki tarih arasında kalan ve Köktürk yazısıyla değil de Brahmi alfabesiyle yazılan Huis Tolgoy (Göbek Tepe) Yazıtı, Türkçenin varlığı açısından oldukça önemlidir. Bu yazıt, Mukan Kagan’ın ve Niri Kagan’ın devletin başında olduğu dönemde 11 satırdan oluşacak biçimde dikilmiştir (MS 595). Bu dönemden biraz daha geriye gittiğimizde ise yine hem Türk tarihi açısından hem Türkçe açısından önemli bir belgeye denk geliyoruz. 580 yılına tarihlenen Bugut Yazıtı, Brahmi harfleri ile Soğdça yazılmış değerli bir yazıttır. Yazıt şöyle başlar:

“Bu kanun taşını Türklerin Aşinas boyundan hükümdarlar dikti.”

Daha giriş tümcesiyle birlikte hem “Türk” hem de “Aşina(s)” sözcüğünü art arda dizen Bugut Yazıtı, “Türk” sözcüğünün geçtiği ve vurgulandığı en eski yazılı metinlerdendir; ayrıca ilk 5 Türk kaganı hakkında bilgi vermesi de oldukça önemlidir.


Bugut hakkında ilgi çekici konulardan bir öteki de günümüze kadar yaşayan Türk mitlerinin bir örneğini taşıyor olmasıdır. Biz ona mitoloji sırtlayan yazıt dedik; bu, hem mecazi hem de gerçek anlamlıdır. Onun yapısına bakacak olursak, yazıtın tepesinde dişi bir kurttan süt emen uzuvları kesik bir çocuk görürüz. Evet, bu, Bozkurt destanındaki kurt ve çocuk motifidir.


Bugut yazıtı Türkçe tercümesi:

 (B–1: 1–3) Bu kanun taşını Türklerin Aşinas boyundan hükümdarlar dikti. Büyük Muḳan Kağan'ın kardeşi, Yaruka/Yarukç (olan) Nivar Kağan, Urkupar Çraçu Maġa Tatpar Kağan için konuştuğunda (veya yaptığında) ... (B–1: 3–4) Bundan sonra, ilahî Muḳan Kağan ve ilahî Maġa Tatpar Kağan doğudan batıya kadar bütün dünyanın hükümdarıydılar. (B–1: 5 + B–2: 1) Ve [...] ondan sonra, ilahî [Muḳan Kağan] ... ve [kaplan? yılında (570 yılı) ilahî Muḳan Kağan öldü v]e Tanrı'nın yanına döndü. (B–2: 1–5) Sonra, [... Urkupar? Çraçu] Maġa Tatpar Kağan'ın [prens]leri, şadapıtlar, tarḫvanlar, ḫurḫapçinler, tudunlar, hepsi? [Maġa Tatpar Kağan'a hitap ederek (dediler ki)]: “Sizin ağabeyiniz olan Muḳan Kağan vefat etti. Ve o bütün dünyaya hükmetti ve [21 sene?]^ boyunca [halkı] iyi besledi. Şimdi yine siz ilahî Maġa Tatpar Kağan da [tahta çıkınız? ... ve] bu şekilde bütün dünyaya hükmediniz ve halkı besleyiniz.” (B–2: 5–7) Ve sonra, ilahî Maġa Tatpar Kağan da (tavsiyeyi) dinleyip kabul etti ve tavşan yılında (571 yılı) hükümdar oldu. Ve 10 sene (veya 11) hüküm sürdü. [Ve] sonra ilahî Maġa Tatpar Kağan tanrıların yanına döndü (öldü). (B–2: 7–9) Daha sonra şadapıtlar, tarḫvanlar, ḫurḫapçinler, [...] (onlar) [vaziyeti] tartıştılar? Sonra onlar, Maġa Umna Kağan'ı tahta geçirdiler. (B–2: 9–10) Ve [... Maġa Umna] Kağan, babası Maġa Tatpar Kağan için büyük bir [tapınak? yapılmasını emretti. Ve tapınak (veya mezar)] yapıldığında bu sefer de yüce kanun taşının dikilmesini emretti. (B–2: 10–14) Sonra kanun [taşı] [yapıldığında? (veya dikildiğinde) ...] Sonra Urkupar ilahî Maġa Tatpar Kağan'ın prensleri, torunları, büyük torunları, [...] şadapıtlar, ḫurḫapçinler, akrabalar veya orada (ne kadar) halk varsa [...] atlı askerlerle birlikte yedi gün boyunca yas tuttular. [...] onlar [evcil hayvanları?] öldürdüler. (B–2: 14–16) Ve bundan sonra yine [...] onlar [kanun taşının] dikilmesini emrettiler. Ve iki hükümdar [...] onlar ağladılar. Ve doğuya (veya yukarıya) doğru yoldaydılar (takip ettiler?). (B–2: 16–18) Ve [...] onlar kendileri [...] aldılar. Ve büyük [...] ordusu? ve onlar diğerlerinin hepsini aldılar. (B–2: 18–19) Ve ... iki kağan [...] iyi [...] (B–3: 1) ... O hazinenin [iyice] birikmesine? şükretti? (B–3: 2) [... bu] yılda o, hazinenin iyice birikmesine şükretti?. (B–3: 3) [...] ve [...] seksen kişiden (oluşan) kalabalık. Ve efendimiz! [...] (B–3: 4) [...] kutsal kanun yazılı taş burada Umaga İli Maġa [... yazdı?] (B–3: 5) Okunamıyor.


Türkçeyi MÖ’ye Taşıyan Ermenia Sınır Taşı

Son söz ettiğimiz yazıttan sonra yüzyıllarca geriye, Ermenilerin diktiği ve dili Türkçe olan bir tarihî belgeye uzanalım. MÖ 190 yılında Ermeni Çar Artaşes, Türklerle arasındaki çizgiyi belirlemek amacıyla sınır taşları diktirdi. Bunlardan iki tanesinin varlığını bilmekteyiz. Yazıtlar, diktireninin adı ile yani Artaşes olarak adlandırılmıştır; Arami harfleri ile kazınmıştır ve Prof. Dr. Firudin Ağasıoğlu’nun çalışmasına göre dili Türkçedir. Ağasıoğlu’nun sağdan sola yazıldığını belirttiği Türkçe metin ise şöyledir:

“Artaşes melik(in) bireyi yeritir (yeridir). Bunda kongultı (burada koyuldu).”

1906 ve 1932 yılında keşfedilen bu sınır yazıtlarının ikisi de Erivan’da bulunmaktadır.


Hunların Mirası

Yine Türklerin Türk yazısı ile yazmadığı bir yazıttan söz edelim. Bu yazıt, MÖ 328 yılından Hun dönemine aittir ve 10 Çin ideogramı ile yazılmıştır. Üzerinde yazan ise şudur:

“Su keter erkan boklug-gu tutang” yani, “Ordu gider iken Boklug’u tutunuz”.

Bu iki yazıtla birlikte Türkçenin tarihini MÖ’ye çekmekle kalmadık, aynı zamanda Türk dilinin Orhun yazıtlarındaki gibi yalnızca destansı ve öğütleyici bir kullanımının olmadığını görmüş olduk.


Çince ve Sümerce Metinlerde Türkçe Sözcükler

Çince metinlerde geçen en eski Türkçe sözcüğe baktığımızda, bunun “kırŋak (kıngrak)” olduğunu görebiliriz. Tarihi MÖ 1022’ye uzanan bu sözcüğün anlamı “et ve hamur kesmeye yarayan kesici alet”tir.


Çinceden ziyade üzerinde daha çok durulan eski Türkçe sözcükler, Sümerce metinlerde geçenlerdir. Sümerce ve Türkçe arasındaki sözcük alışverişini ilk inceleyen en önemli bilimcilerden olan Fritz Hommel, Türkçe “Teŋri”nin Sümerce “Dingir” olduğunu ortaya koymuştur. Bundan başka 300 kadar sözcüğün karşılaştırmasını yapan Hommel’in sözcük eşleştirmelerinin bir kısmı kabul görmüştür. Ancak bu işin ilminden uzak olup bu yazıyı okuyanlar için söylemek gerekir ki, diller arasındaki sözcük alışverişi söz konusu dillerin akraba olduğunu ya da aynı kökten türediğini kanıtlamaz. Yani Sümercedeki Türkçe sözlerin varlığını ortaya koymamız, iki dilin ve hatta iki milletin akraba olduğunu kanıtlamaya yetmemektedir. Bize kalırsa Sümerlerin Türk olup olmadığına odaklanmak yerine, Türkçenin ve Türklerin Sümerler dönemindeki varlıklarına odaklanmak daha isabetli olacaktır.


Hommel’den sonra bu iki dil arasındaki iletişimi inceleyen bir bilimci de Osman Nedim Tuna’dır. Tuna, kendisini Sümerolog olarak tanımlamasa da Sümerce ile Türkçe arasında 165 ortak sözcük var olduğunu ileri sürmüştür (Sümer ve Türk Dillerinin Tarihî İlgisi ve Türk Dilinin Yaşı Meselesi). Bu tezini tarihçi ve dilbilimcilerden oluşan kurul karşısında savunmuş ve savunması başarılı bulunmuştur.


Böylece Tuna’nın ve Fritz Hommel’in –üzerinde tartışma da olsa- ortaya koyduğu çalışmalar ile Türkçenin yaşını yalnızca tarihî belgelere dayanarak 5-6 bin yıl olarak belirleyebiliriz (MÖ ~3500-MS 2022).


Kaynakça

  1. AĞASIOĞLU, F., “Artaşes Çağından Kalma Yazılı Daşlar”, Türkeli, Dekabr 2008.

  2. ALYILMAZ, C. "Bugut Yazıtı ve Anıt Mezar Külliyesi Üzerine". Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi (2003 ): 11-21.

  3. ŌSAWA, T., (2000). "Moğolistan'daki Eski Türk Anıt ve Yazıtları Üzerine Yeni Araştırmalar (1)" (PDF). Türk Dilleri Araştırmaları. ss. 191-204.

  4. SERTKAYA, O. F., "Altay, Yeni̇sey ve Moğoli̇stan Yazitlari Üzeri̇ne Notlar" , Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim (TEKE) Dergisi (2014).

  5. TUNA, O. N., Sümer ve Türk Dillerinin Tarihî ilgisi ile Türk Dilinin Taşı Meselesi, Türk Dil Kurumu: Ankara 1990.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Gelişmelerden haberdar olmak için abone ol!

Z Tarih Dergisi Logosu

© 2026 - Z Tarih Dergisi.

Tüm hakları saklıdır.

bottom of page
YUKARI ÇIK
Ana Sayfa
Z Tarih Logo
Sayılar