top of page

Sultan Abdülaziz Dönemi Osmanlı Donanması ve 93 Harbi

1861 yılında tahta çıkan Sultan Abdülaziz, 19. yüzyıl Osmanlı denizcilik tarihi bakımdan oldukça önemlidir. Saltanatında yeni bir donanma vizyonu ortaya koyarak Osmanlı donanmasını ve Bahriye Nezareti’ni yeni baştan meydana getirdi. Sultan Abdülaziz, Osmanlı’nın eski gücüne kavuşmasının ancak kuvvetli bir donanma vasıtasıyla olacağı fikrindeydi. Tahta geçer geçmez donanmanın güçlendirilmesi için çalışmalara başlandı. Donanmaya gemi alımı süreci 1868 yılına kadar, sipariş edilen gemi parçalarının yerli tersanelerde montajlanması ve ahşap gemilere buhar motoru ve zırh eklenerek zırhlıya çevrilmesi şeklinde devam etti. Ancak Sultan’ın 1868 yılında Avrupa seyahati esnasında İngiliz ve Fransız donanmaları üzerine yaptığı gözlemler onu fazlasıyla etkiledi. Seyahat dönüşü, ağır aksak ilerleyen gemi montajlama ve yerli üretim ikinci plana itilerek başta İngiltere’den olmak üzere hazır alımlara öncelik verildi. 10 yıl içerisinde 13 büyük zırhlı ve çeşitli tonajlarda muhripler hazır alım yoluyla donanmaya katıldı.


Bu dönemde sadece donanmada değil denizcilik bürokrasisinde ve tersanelerde de reform gerçekleştirildi. 1867’de Bahriye Nezareti kurularak Kaptanpaşalık makamı lağvedildi. 1875’e gelindiğinde Osmanlı donanması İngiltere ve Fransa’nın ardından dünyanın 3. büyük donanması haline geldi. Donanma, en büyük rakipleri olan Rus ve Yunan donanmalarını geçerek 30’u zırhlı olmak üzere 106 gemiye ulaştı. Sultan’ın kurduğu kuvvetli donanma büyük bir mali güce ve teknik altyapıya ihtiyaç duymaktaydı. Ancak Osmanlı maliyesinin bu yüksek maliyetli hazır satın alımları karşılayacak ve daha sonraları da yüksek bakım ve idame masraflarını sürdürecek güçten yoksun olması, Avrupa’dan büyük miktarda, yüksek faizli borç almayı mecburi hale getirdi. 1860’lı yıllar boyunca Avrupa piyasalarından alınan borçların büyük bir bölümü donanmaya harcandı. 1873 yılında dünya piyasalarında ortaya çıkan kriz (1873 Bunalımı) Osmanlı maliyesini borçlanamaz hale getirdi. Dış borcun çevrilememesi sonucu 1875’de Ramazan Kanunnamesi ile Osmanlı maliyesinin iflası bildirildi.


Teoride tonaj olarak dünyanın 3. büyük donanması olan Osmanlı donanması pratikte bundan çok uzaktı. Osmanlı donanması çok kısa süre içerisinde büyümesinden ötürü Osmanlı tersaneleri ve bahriyeliler donanmanın genişleme hızına ayak uyduramadı. Donanmanın önemli bir kısmı yerli teknik altyapı hazırlanmadan satın alındığı için bu gemilerin her türlü yedek parçasını yurt dışından getirilmesi gerekti. Hatta periyodik bakımları dahi Avrupa’daki tersanelerde yapıldı. Zırhlıların sadece parçası ithalata dayalı olmakla kalmadı, bakım ve onarımlarını yapacak teknik personel de genelde İngiltere’den getirildi. Bahriye Nezareti de hem nitelik hem de nicelik açısından gemilere yeterli denizci sağlayamadı. Zırhlılarda personel açığı olduğu gibi mevcut personel de zırhlı gemilerin kullanımında yeterli tecrübeye sahip değildi.


Sözde dünyanın 3. büyük donanması ilk sınavını 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşında verdi. Karadeniz’de kuvvetli bir Rus filosu yoktu. Ruslar tren yolu ile Baltık’tan Karadeniz’e aktardıkları küçük, çevik ve torpido ile donatılmış torpido botlar ve mayınlama faaliyetleri ile Osmanlı donanmasına karşı koyma stratejisini izledi. Savaş alanları için yeni bir teknoloji olan torpidolar tonaj fark etmeksizin her türlü zırhlıyı batırma kabiliyetine sahipti. Keza donanmalar için zırhlı gemi teknolojisi de henüz yeni olup hızlı şekilde gelişmekteydi. Osmanlı donanmasının elindeki 10-15 yıllık büyük zırhlılar 1877 yılına gelindiğinde artık demode olmaya başlamıştı. Tek atışta gemiler imha edebilen torpidoların ortaya çıkmasıyla gemi mühendisliği de değişerek artık tonajdan ziyade çevikliğe yönelik tasarımlar ortaya çıktı. Ancak bu süreç sadece teknolojiye öncülük eden Batılı güçler için geçerliydi. Osmanlı’nın yeni teknolojilere ayak uydurması için yine sıfırdan bir satın alım ve büyük finansmana ihtiyacı vardı. Savaş boyunca, küçük ve çevik olan Rus torpido botları geceleri ve sisli havalarda Osmanlı donanmasına akınlar gerçekleştirerek kayıplar verdirdi. Rus limanlarının savunması için de kıyılarda mayınlama faaliyetleri gerçekleştirildi. Personel yetersizliği ve torpido botların yarattığı riskten dolayı Osmanlı donanması taarruz etmekten çekindi. Rus torpido botlarına karşı çaresiz kalındığı gibi mayınlardan dolayı Rus limanlarına da fazla yaklaşılamadı. Dolayısıyla savaş başında düşman limanlarının ablukaya alınması ve Karadeniz’de tam hâkimiyet kurma stratejisi başarısızlıkla sonuçlandı. Uzun vadeli bir planlamadan ve Osmanlı’nın mevcut mali ve coğrafi bağlamından uzak şekilde sadece hayaller üzerine kurulan donanma, Osmanlı maliyesini iflasa sürüklediği gibi savaşta da hiçbir başarı göstermedi. 1877-78 Savaşı'ndan sonra idareyi tamamen kendi eline alan Sultan II. Abdülhamid, donanma konusunda amcası Abdülaziz'den çok daha farklı bir politika yürütecekti.

Kaynakça

Osmanlı Donanması (1527-1923), Daniel Panzac İş Bankası Kültür Yayınları. Cevdet Küçük, Sultan Abdülaziz maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Gelişmelerden haberdar olmak için abone ol!

Z Tarih Dergisi Logosu

© 2026 - Z Tarih Dergisi.

Tüm hakları saklıdır.

bottom of page
YUKARI ÇIK
Ana Sayfa
Z Tarih Logo
Sayılar