top of page

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı Sonrasında Kafkasya’da Kurulan Cumhuriyetlerle İlişkileri (1918 - 1920)

Özet

Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen olaylar, dünya düzenini önemli ölçüde etkiledi. Asırlardır varlığını sürdüren imparatorlukların parçalanması sonucunda dünyanın siyasi haritası değişti, bazı sömürge halklar bağımsızlık kazandı. Bu durum benzer şekilde kendini Rus egemenliği altında olan Kafkasya coğrafyasında da gösterdi. Rusya’nın merkezinde 1917’de cereyan eden devrimlerin ardından Kafkasya’da Gürcü menşevik, Müsavat ve Taşnaklardan oluşan "Konfederatif  Hükümet" kuruldu. Hükümetin kuruluşundan itibaren Osmanlı tarafı Kafkasya ile olan ilişkilerini geliştirmeği amaçlayan politikaya başvurdu. Brest-litovsk barış anlaşması, Trabzon Konferansı gibi bölgenin siyasi gelişmelerini yön veren olaylardan sonra Mayıs 1918’de Batum Konferansı düzenlendi. Bölgenin yönetiminde konfederatif yapılandırmanın verimli olmayacağı için mayıs 1918’de bağımsız Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan Demokratik Cümhuriyetleri kuruldu. Bölgenin siyasetine bu dönem Osmanlı’da hızla yayılmakta olan milliyetçilik akımları da önemli etkide bulundu. Bu çalışmada hem Transkafkasya Hükümetinin, hem de Bağımsız Kafkasya cümhuriyetlerinin Osmanlı ile ilişkilerinin incelenmesi hedefleniyor. Kafkas İslam Ordusu tarafından Gence ve Bakü’nün bolşevik işgalinden kurtarılması, akabinde Kafkas İslam Ordusu’nun Dağıstan hareketi, Osmanlı-Gürcistan, Osmanlı-Azerbaycan, Osmanlı-Ermensitan arasında yapılmış protokoller, petrol anlaşmaları makalenin ana konusunu oluşturmaktadır.

Anahtar kelimeler

Birinci Dünya Savaşı, Transkafkasya, Batum Konferansı, Kafkas İslam Ordusu

 

Giriş

1789 Fransız ihtilalinin patlak vermesi ardından 19. Yüzyılda dünya tarihi yeni ideolojilere tanıklık etmiş, milliyetçilik akımları dünyanın dört bir yanına hızla yayılmaya başlamıştır. Uzun yıllardan beri farklı imparatorlukların egemenliği altında olan halklar direniş göstermeye başlamış, bunlardan bazıları kısmen bazıları ise tam şekilde özgüzlük elde etmiştir. Tüm bunların mantıksal sonucu olarak I. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD cumhur başkanı W. Wilson'un ‘Tüm milletlere özgürlük’  sloganı altında yeni düzen kurulmuş ve bir çok bağımsız devlet tarih sahnesine çıkmıştır. Sözünü etdiğimiz yeni düzene ev sahipliği etmiş coğrafyalardan biri de Kafkasya olmuştur. Rusya çarlığının parçalanması ardından Güney Kafkasya oldukça karışık siyasi dönemden geçmiştir. Cumhuriyetlerin kuruluş tarihinden itibaren Osmanlı imparatorluğu kendi doğu sınırlarında bulunan bu devletlerle yakın ilişkiler içinde olmuş, bölgenin politik gelişmelerine yön vermiştir. 1918 Batum Anlaşması, Kafkas İslam Ordusu hareketi, Bakünün Bolşevik işgalinden kurtarılması Kafkasya'da Osmanlı’nın katılımıyla cereyan eden en önemli meselelerdendir. Bu araştırmada tüm bu meseleler ele alınacak, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı'ndan sonra Kafkasya'da kurulan cumhuriyetlerle ne denli ilişkiler içersinde bulunduğu irdelenecektir.



Birinci Dünya Savaşı Öncesinde Osmanlı’nın Durumu

Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Batılı devletlerin gerisinde kalıyordu. Sanayinin zayıf olması, kapitalizmin gelişmesinde ortaya çıkan aksaklıklar ülkenin genel durumunu karakterize ediyordu. Kırım Savaşı'nda yapılan ilk dış borçlanmadan sonra imparatorluğun dış borçları hayli miktarda artmıştı.[1] Öte yandan 19. Yüzyılın sonlarına doğru Balkan halklarında millî bilincin filizlenmesiyle merkez yönetime karşı isyanlar dalgası başladı. Yunan, Sırp, Karadağ, Bulgarıstan'da birbirini izleyen bu isyanların talebi özgürlük yahut özerklik idi. İsyanlar sonucunda Balkan halklarının hedeflerine ulaşmaları imparatorluğun yavaş-yavaş otoritesini kaybettiğinin göstergesiydi.

1911’de Türk-İtalyan, 1912’de ise Balkan savaşlarının patlak vermesiyle Osmanlı İmparatorluğu dış güçlerle savaş vermek zorunda kaldı. I Balkan Savaşı Osmanlı için beklenmedik sonuçlarla neticelendi. Bunun sebeplerinden biri Boğazlar meselesi üzerine politika yürüten Rusya’nın Balkan ülkelerine destek vermesiydi.[2] Birinci Dünya Savaşının hemen öncesinde cereyan eden bu savaşlar aslında Osmanlının bu savaşa bir savaş halinde girmesine neden oldu. Kesintisiz müharebeler sonucunda yıpranmış imparatorluk için Birinci Dünya Savaşı hiç de olumlu neticelenmedi.


Rusya’nın Merkezinde Cereyan Eden Olaylar


Stalin - Lenin - Troçki
Stalin - Lenin - Troçki

Rusya birinci dünya savaşına dünyanın süper güçlerinden biri olaraktan ve son derece güçlü askerî yapıya sahip şekilde katıldı. Fakat normal başlayan savaşların çığırından çıkmasıyla Rusya'nın merkezinde Rus egemenliğinde olan halklar için dönüm noktası adlandırabileceğimiz olaylar cereyan etmeye başladı. Rusyanın İhtilal devletleriyle barış antlaşması imzalayıp savaşdan erken ayrılmasına yol açan bu olaylar 1917 yılında gelişdi. Aynı yılda iki tane devrimin art arda baş vermesi Kafkasya dahil Çarlık Rusya'nın her tarafında siyasi durumları epey karışık hale getirdi. Aslında bir 'ekmek bulma' protestosuyla başlayan Şubat ayaklanması halk kesiminin büyük kısmının katılımıyla bir devrime yol açtı.[3] Askerî birliklerin de destekleriyle olay geniş kitle kazandı ve 27 Şubat  1917 Geçici Hükumet Rusya'da Siyasi Otoriteyi devirmeyi başardı. Romanovlar sülalesinin son çarı II Nikolay tahttan indirildi.[4] Rusya Tarihinde demokrasinin ilk örneği olarak tanımlandırabileceğimiz Geçici hükumet bazı reformların altına imzasını attırmayı başardı ve diğer siyasi partilere de büyük ölçüde özgürlükler tanıdı. Ancak başa geçen bu hükumetin Romanovların miras bıraktığı savaşı devam ettirme çabaları siyasi yönden karışık olan bölgeleri düzene sokmasında karşısında duran engellerden bir tanesiydi. Bu durum gittikçe karışık hal almaya başladı ve diğer siyasi kesimlerin güçlenmesine zemin yarattı. Sözünü etdiğimiz siyasi kesimlerin arasında yer alanlardan biri de bolşevikler idi. Bolşeviklerin geçici hükumete nispette nüfuz kazanması ve etrafına büyük kitle toplaması ekimde baş verecek olan Bolşevik İhtilali için zemin hazırladı. Fakat Bolşevikler Ekim'den önce de hükumeti devirmek girişiminde bulunmuşlardı. Temmuz ayında cereyan eden bu ayaklanma başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun ardından ülkeden kaçan Lenin ve Troçki yurt dışından propangandalarla bolşevik ideolojisine destek vermeye başladılar.[5] Daha sonrasında Kornilov’un Petrograd’daki direnişi olunlu etki vermedi ve geçici hükümet tarafından hapse atıldı.[6] Savaşın hemen durdurulması gerektiği fikrini savunan ve kendilerini işçi sınıfına hizmet edenler olarak tanımlandıran Bolşeviklerin başarılı darbesi yine Lenin'in önderliğinde Ekim'de patlak verdi. 25 Ekim 1917'de Bolşevikler Petrograd'da geçici hükumeti devirerek iktidara geçti. Diğer kısımda da anlatacağım üzere Rusyanın merkezinde cereyan eden bu olaylar doğal olarak Kafkasya'ya büyük etki gösterdi ve bölgedeki siyasi yapılandırmayı tamamen değişti.


Osmanlı ve Kafkasya

1917 Şubat Devrimi Kafkasya'da büyük yankı uyandırdı. Devrim sonrasında Bolşevikler harekete geçmek isteseler de bölgedeki diğer siyasi çoğunluklar tarafından oyun dışı bırakıldılar. 9 mart 1917’de Transkafkasya Geçici idare komitesi (OZAKOM) kuruldu ve hakimiyet ona devredildi.[7] Komite Gürcü Menşevik, Müsavat ve Taşnak partilerinden oluşuyordu. Fakat bölgedeki kargaşa sona ermedi. OZAKOM Bolşevik ihtilali ile Petrogradda yapılan darbeyi kabul etmedi.[8] Bundan dolayı 28 Kasım 1917’de Transkafkasya Komiserliği (Zakavkom) kuruldu. Rusya'nın Brest-Litovsk antlaşmasıyla savaştan çekilmesiyle Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum), Gümrü ve başka bölgelerin yeniden Osmanlının eline geçmesi gerekiyordu. Osmanlı bu sırada Kafkasya Hükumeti ile adı geçen bölgeler konusunda sorunlar yaşıyordu. Osmanlı tarafı savaş sırasında ortaya çıkan bu sorunları masada halletmekten yanaydı. Bunun için Trabzon'da bir konferans düzenlendi. Konferansda Osmanlı temsilci heyetine Rauf Orbay Bey, Kafkasya hükumetine ise Gürcü İvanoviç Çhenkeli önderlik ediyordu. Görüşmelere yeni bir tarafın katılımı 9-10 Nisan tarihlerinde gerçekleşdi. Bu Kuzey Kafkasya hükümeti temsilci heyeti idi ki, onlara da Abdulmecid Çermoyef liderlik ediyordu. Kuzey Kafkasya temsilci heyetinin konferansa katılım sağlamasının asıl sebeplerinden biri Rauf Beyle görüşmek ve Osmanlı tarafının kendilerinin Kafkasya hükumetiyle müttefikliğine sıcak bakıp bakmadığını öğrenmekti. Ortaklaşa bir karara varılamadığı için Kafkasya hükümeti 13 Nisan 1918 tarihli toplantısında Osmanlı ile savaşa girmek kararı aldı. Trabzon'daki temsilci heyetin geri çağırılmasıyla savaş başladı. 8 gün devam eden çatışmaların sonucunda Osmanlı tarafı kolay bir galibiyet elde etti. 15 Nisan Batum'un, 25 Nisan ise Ardahanın yeniden Osmanlı sınırlarına dahil edilmesiyle 93 Harbine kadar ki Rus-Türk sınırları pekişmiş oldu. Tüm bunların ardından Türk Hükumeti Kafkasyanın Rusyadan ayrılmasını şiddetle destekliyordu. Türk Hükumetinin bu konudaki karanın Vehip Paşa, Çhenkeliye şu şekilde sunuyordu:


Şimali Kafkasya ilani-istiklal ve istiklallerini hükümet-i seniyye ve hükümatı-ı saireye tebliğ eylemişlerdir ve Dersaadette bulunan heyet-i murahhasaları, heyet-i Osmaniye ile birlikte Batuma avdet edecekler ve Mavera-yı Kafkas hükümetiyle birleşmek üzere teşebbüsatta bulunacaklardır.

11 Mayıs 1918’de taraflar arasında Batum'da yeni görüşme gerçekleştirildi. Osmanlı temsilci heyetinin lideri Halil Beyin 11 mayıs 1918 kararı ile Kuzey Kafkasya delegasyonu da konferansa katılım sağladı. 4 Haziran Batum Konferansı sona erdi. Bu konferans aslında Osmanlının Konfederatif Kafkasya Hükümeti ile masaya oturup ayrı ayrı bağımsız cümhuriyetlerle anlaşma yaptığı bir konferans oldu. 11 mayıs 1918’de Kuzey Kafkasya Cümhuriyeti, 26 Mayısta Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti, 28 Mayısta ise Azerbaycan ve Ermenistan Demokratik Cumhuriyetleri kuruldu.


Osmanlı-Gürcistan İlişkileri

Daha Kafkasya üç milletten de temsilcilerin bulunduğu Konfederatif Hükumet şeklindeyken Gürcüler bağımsız bir devlet kurma çabaları içindeydi. Bunun için farklı yollara baş vuran Gürcüler kendilerine müttefik aramak peşindeydi. 1917’nin kışından itibaren bu zeminde kurulan Türk-Gürcü ilişkilerinin daha sonrasında Gürcistan'ın bağımsız olması ve devamında gelen politikaları için büyük ölçüde etkisi oldu. Türk siyasileri köklü tarihe dayalı olan Osmanlı-Kafkasya ilişkilerini sürdürmek adına Transkafkasya Hükumeti zamanında dahi diplomatik ilişkiler kurma eğilimindeydi. Gürcülerin bu konudaki fikirleri henüz daha netleşmemiş istikrarsız tavırla sergileniyordu. Bunun sebebi kendilerinin Batum'un kadim Gürcü toprağı olması fikrinde kararlı olmalarıydı:


‘Batum siyasi ve iktisadi bakımından Gürcistanın önemli bir parçası olup, Türkiye tarafından yapılacak her türlü saldırıya en sert bir şekilde karşı konulacaktır.’[9]

Önceden de belirttiğimiz üzere bu gibi fikir ayrılıklarına göre Gürcistan tarafı farklı müttefikler arayışında idi. Özellikle diplomatik sahada kazanılacak olan Alman desteği Gürcilerin kendi fikirlerini hayata geçirmek adına çok fazla katkı sağlayacaktı. 23 Ocak 1918 tarihli Alman Dış İşleri Bakanlığına çekilmiş olan telgrafta Komite Başkanı George Maçabelli Kafkas meselesinin önemine vurgu yapmış, Barış görüşmelerinde Almanya'nın bu meseleyi gündeme getirmesinden hoşnut olacağını belirtmiştir.[10]


Gürcülerin bu arayış içerisindeyken Osmanlı tarafı Brest-Litovsk antlaşmasının şartlarına uygun olarak kendi sınırlarını 93 Harbine kadarki şekline sokmaya çalışıyordu. Bunun üzerine Türk ordusu Mart'da Erzincan'dan başlayarak topraklarını geri almaya başladı. Nihayetinde 14 Nisan 1918'de Batum'a girildi. Şehrin Gürcü yetkililerinden çoğu Batumun düşmesinden saatler önce burayı  terk etmişti. Bunların arasında General Kutateladzade, General Gedavanov gibi önemli isimler yer alıyordu.[11] Osmanlı Tarafının Elviya-i selaseyi ilhak etmesi Plebisit yoyuyla onaylandı. İlk önce işlem uygulanacak yerlere memurlar teyin edildi. Karsa' Hilmi Bey, Ardahan'a Şükrü Bey, Kağızman'a Asaf Talat Bey gönderildi. [12] Böylelikle Batum da dahil olmak üzere sözünü etdiyimiz illerin hepsinin oy çoğunluğu müslüman toplunlara ait oldu. Bununla da bu bölgelerin Osmanlı arazisi olduğu resmileşdirildi.


Adaletli şekilde Uygulanan bu yöntemle Türkiye ile Gürcistan arasında belge üzerinde bir toprak sorunu kalmadı ve problem çözülmüş oldu. Daha önceki kısımlarda Gürcistan Demortatik Cümhuriyeti'nin Kurulmasından söz etmiştik. Bağımsız bir cumhuriyet olarak Gürcistan'ın Osmanlı ile ilk diplomatik ilişkilerinin temeli Batum konferansında atıldı. Bu konferansda, Osmanlıyla Kafkasyada yeni kurulmuş cumhuriyetlerin sınırları belirlendi, Batum'un Osmanlı toprağı olduğu tüm taraflarca bir kez daha onaylandı. Ayrıca Osmanlı, Azerbaycan, Gürcistan arasında Petrol anlaşmaları yapıldı.


Osmanlı-Azerbaycan İlişkileri

Başlarda tüm dünyanın genelinde milliyetçilik akımlarının yayılmasında söz etmiştik. Tıpkı diğer imparatorluklarda olduğu gibi Osmanlı'da, daha Birinci Dünya Savaşının çok çok öncesinde yeni ideolojiler barınmaya başlamışdı. Bu en sonunda öyle bir hal aldı ki Turancılık akımı Birinci Dünya Savaşı sırasında ülkenin dış politikasına yön veren en önemli etkenlerden oldu. Özellikle Azerbaycan Kafkasyada bir Türk Cümhuriyeti olduğu için Osmanlı ile daha sıcak ilişkiler içerisinde idi.


Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 28 Mayıs 1918 yılında kurulduğunu ilan etse de meclis Tifliste yer alıyordu. Azerbaycan toprakları Bolşevik ve Taşnak kuvvetlerinin kontrolü altındaydı. Bakü'deki Bolşeviklerin başında Stepan Şaumyan duruyordu. Böyle bir zamanda eğer vaktinde harekete geçilmezse Bakü ve diğer şehirlerin yitirilme tehlikesi büyükdü. Bu hareketin teşkili için Osmanlı Hükümeti haziran 1918’de Nuri paşanın kumandanlığı altında Kafkas İslam Ordusunu teşkil etti. Azerbaycan Kolordusu Kafkas İslam Ordusuna teslim edildi. Eski Alayların başlarına türk zabitleri getirilerek yenilendi. Kazah, Karabağ, Zakatala alayları yeni teşkil edilmişler sırasında idi. Kafkas İslam Ordusunun sorumluluğu belirlendi. Bunlar Orduları teşkil etme, yönetme işleri idi. Orduda görev yapacak olan subayların müslüman olma şartı beyan edildi.  İlk işlerden bir tanesi Gence'nin işgalden kurtulmasıydı. Bu dönemde şehrin doğu kısımlarında 20 binden fazla Ermeni yaşıyordu.[13] Haziran ayında Harekete geçen Kafkas İslam Ordusu bu ayın 11’i Gence'nin Ermeniler yaşayan bölgesini kuşatmaya aldılar. Kuşatmada onlara silahlarını bırakıp teslim olmaları emredildi. 11 Haziran gerçekleşmiş olan çatışmada Kafkas İslam Ordusu başarısız oldu. Ertesi gün yapılan çatışmalarda daha kararlı olan Türk Ordusu şehri işgalden kurtarabildi. Silahları teslim etme emrinin ardından gün içinde 150 silah Ermeniler tarafından Kafkas İslam Ordusuna teslim edildi.[14] Gence Azerbaycan Demokratik Cümhuriyetinin ilk resmi başkenti oldu. Ancak Cumhuriyet'in diğer bölgeleri hala işgalden temizlenmemişti. Bakü'de yönetimde olan rejim ve diğer silahlı kesimler şehri Azerbaycan'ın tamamen kaybetme tehlikesiye yüz yüze bırakmıştı. Ancak Gence'den Bakü'ye kadar yaklaşık 400 km mesafe söz konusuydu ve bu bölgelerde tamamen Bolşevik ve Taşnaklar'dan oluşan silahlı kesimin elindeydi. Kafkas İslam Ordusu'nun bu bölgeleri işgalden temizlemek için rotası şu şekilde oldu. 27 Haziran 1918’de Göyçay çevresindeki çatışmalarla bu bölge Türk Ordusunun yönetimi altına geçti.[15] Daha sonra Salyan, Aksu ve Kürdemir illerinde meydana gelen çatışmalar biri-birini takip etti. Kafkas İslam Ordusu'nun galibiyeti ile sonuçlanan bu savaşların neticesinde bu bölgeler de Bolşevik ve Taşnaklar'dan temizlendi. Son olarak Şamahı ve Hacıkabulun da işgalden kurtulmasıyla Baküye giden yolun önü açılmış oldu. Ağustos ayında artık Bakü taarruzu için her şey hazırdı. Daha önce Hacıkabul'da asır götürülen ilgiliz erlerinin ifadesinden Bakü'ye 4000 İngiliz askerin geleceği ortaya çıkmıştı.[16] İlk Bakü kuşatması 5 ağustos gerçekleştirildi. Karşı tarıfın 2000 kayıp, Kafkas İslam Ordusunun 9'u zabit olmak üzere 139 şehit verdiği bu çatışma Türk ordusunun başarısızlığıyla sonuçlandı. Bunun sebebi yeterli hazırlıklar görülmeden savaşa girilmesiydi. Bunun ardından 25 Ağustos baş veren daha bir çatışma da olumlu sonucu vermedi. Eylülün başlarında da meydana gelen savaşlarda da Kafkas İslam Ordusu tarafından çok fazla şehit ve can kaybı vardı. Nihayet 14’ünü 15’ine bağlayan eylül gecesi top ateşleriyle Bolşeviklerin mevkileri saldırıya uğradı. 13, 9 ve 56. Alaylar şehre girmeye başladılar.[17] Böylelikle Bakü 15 Eylül 1918 tarihinde işgaldan kurtulmuş oldu. Son Bahara doğru Osmanlı’nın Mondros mütarekesi imzalamasıyla savaştan çekilmesi Kafkas İslam Ordusu’nun da Azerbaycan topraklarından çekilmesine neden oldu. Ancak makalemiz de yer almasa da Osmanlı-Azerbaycan ilişkileri Türk Milli Mücadele döneminde bile devam etti.



Kafkas İslam Ordusu’nun Dağıstan Hareketi

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlının politalarına etki etmiş olan akımlardan biri de Panislamizm olmuştur. Fakat savaşın ilerleyen kısımlarında İmparatorluğun belli başlı bölgelerinde Müslüman toplulukların isyanı bu akımın etkilerini azalttı. Enver paşanın ideolojilerine etki etmiş bu ünsürler yavaş-yavaş Panislamizmden  Turancılık fikirlerine kaymasına yol açtı. Daha Haziran 1918'de Osmanlı Kafkasyadaki cumhuriyetlerle Batum antlaşmasını imzalarken aynı ayın 8'i Kuzey Kafkasya Dağlı cumhuriyeti ile de anlaşma yapmıştı.[18] Her iki tarafın dostluk bağlarını kuvvetlendiren bu anlaşmada Osmanlının Kuzey Kafkasya hükümetine gerekirse her türlü desteği  sağlayacağından söz ediliyordu. Eylülde Bakü'nün işgalden kurtarılmasıyla Azerbaycan toprakları Bolşevikler'den temizlendi. Fakat Dağıstan'da durum böyle değildi. Bunun üzerine Kafkas İslam Ordusu'nun nüfusunun çoğu Türklerden oluşan Dağıstan'a da hareket düzenlemesi beklenirdi. Hareket Kafkas İslam Ordusunun Derbent Seferi ile başladı. 5 Ekim 1918'de Türk Ordusu Derbente ilerledi.[19]  Şehirdeki düşman silahlı birlikleri Albay Bertnard’ın önderliğinde mevzilerini almışlardı.[20] Nuri paşa 7 Ekim 1918 tarihli telgrafında Derbentin ele geçirildiğini duyurdu.[21] Akabinde Derbentin kuzeyinde meydana gelen bir kaç çatışma oldu. Bu savaşlar da Kafkas İslam Ordusunun galaibiyeti ile sonuçlanmasının ardından 12 Ekim günü Nuri Paşa şehre vardı. Ertesi gün Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin Kuruluşu resmen ilan edilmiş oldu.  Ancak yine de Kuzey Kafkasyanın tamamı işgalden temizlenememişti. Derbent şehri ile Petrovsk arasındaki arazilere Biçerakov önderliğindeki işgal grubu hakimdi. Kafkas İslam Ordusu karşı tarafa yolladığı ültimatomda Biçerakov'un bu bölgenin 20 Ekim'e kadar boşaltması talebinde bulundu. Biçerakovun niyeti bu yönde değildi ve ültimatom tarihine kadar sözünü ettiğimiz bölgeden geri çekilme eğiliminde bulunmadı. Tüm bunların sonucu olarak Kafkas İslam Ordusu 20 Ekim sabahı taarruza geçti. Meydana gelen çatışmalarda her iki taraf oldukça zorlu hava koşullarında savaşmaya mecburdu. Türk Ordusu böyle bir savaş verirken İstanbul'dan gelen gelişmeler olaylara o kadar da olumlu etki bırakmıyordu. 15 güne yakın devam eden savaşların ardından 8 kasım 1918 günü Petrovsk ele geçirildi. Kafkas İslam Ordusu’nun bu seferi Kuzey Kafkasya Türk halklarının günümüz yaşantısı için de büyük önem taşımaktadır. Ancak ne yazık ki Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşında yenilmesiyle Türk Ordusu Kafkasya’dan çekiliyor ve hareket son buluyor.


Osmanlı-Ermenistan İlişkileri

Rusya'daki devrimlerin ardından Osmanlı Transkafkasya hükümeti ile ilişkiler kurma konusunda kararlıyken Konfederatif hükümette yer alan Ermeni kesim bu ilişkilere en sıcak bakmayan taraftı. Ancak daha sonra böyle bir ilişkinin gerekliliğini anlayan Ermenistan tarafı başlarında M. Alexander Hatisyan bulunan heyetle Batum Konferansına katılım sağladı. Konferans heyetinde yer alan Rouben Kadjaznounni, Papadjanoff Osmanlı tarafına müracaat ederek barış anlaşmasına sıcak baktıklarını bildirmişlerdi.[22] Bu talepler üzerine taraflar arasında 4 Haziran 1918 tarihinde anlaşma yapıldı ve Osmanlı Güney Kafkasya'da başkenti 'Erivan' olan Ermenistan Demokratik Cümhuriyeti'ni resmen tanıdı. Buna karşılık olarak Ermenistan Osmanlı'ya karşı olan arazi iddialarından vazgeçecekti. Ermenistan'ın kendi vatandaşları arasında yer alan müslüman toplumlarına Ermenilerle eşit hakların verilmesi de protokolun şartları arasındaydı. Bu dostluk anlaşmasından sonra Osmanlı-Ermenistan arasında Transkafkasya yönetiminin başları zamanından devam eden sorunlar çözülmüş oldu ve Ermenistan’ın sınırları belirlendi. Sonrasında Osmanlı-Ermenistan ilişkileri normal düzeyde ilerledi. 1918’in son baharında Osmanlı Kafkas Cephesinde önemli işler görse de Balkan ve Arap topraklarında iyi durumda değildi. 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi ile savaştan ayrılmak durumunda kalan Osmanlı Kafkasya’yı da terk etti. Ateşkes antlaşmasının Kafkasya’yla ilgili şartlarında bu toprakların İtilaf devletleri tarafından işgal edildiği yer alıyordu. Fakat daha sonra bölgeye gelen ingilizler Ruslarla Osmanlı arasında tampon bölge oluşturmak adına Cumhuriyetler'in bağımsızlıklarına dokunmadılar. Batılı devletlerin bu politikası sonucunda kısa süreliğine de olsa Kafkasya Cumhuriyetleri özgür kalabildiler. Ancak nisan 1920’de Kuzeyden harekete geçen 11. Kızıl Ordu bu[23] cumhuriyetlerin bağımsızlığına son verdi.


Sonuç

Kafkasya’nın siyasi yönetiminin değişmesi ardından Osmanlı’nın Birimci Dünya Savaşı sırasında kendi cephesinde manevra etmesi açısından Transkafkasya Hükümeti ile ilişkiler kurması oldukça önemliydi. Bu savaşın başlarında Osmanlı için Rusya’ya kaybedilmiş toprakları geri kazanmak ve Kafkasya Cumhuriyetleri'nin Osmanlı’ya karşı toprak iddialarından vazgeçmesi oldukça önemliydi. Ayrıca öncesinde Transkafkasya hükümeti, daha sonra ise kurulan bağımsız Cümhuriyetler müttefik arayışında oldukları için Osmanlı Devleti ile ilişkilere sıcak bakıyordu. İlk başlarda bu tam olarak böyle olmasa da sonradan bu yeni cümhuriyetler Osmanlı ile dostluk anlaşmaları imzaladılar ve kendi varlığını sürdürebildiler. Batum konferansında yapılan bu anlşamalar cümhuriyetlere müttefik kazanma, Osmanlı için ise petrol sevkiyatı ve Gürcistan toprakları üzerinden Dağıstan’daki Türk topluluklarına yardım etmek açısından faydalı oldu. Söyleyebiliriz ki, Türkçülük ve İslamcılık ideolojilerinin gereği olarak ortaya çıkmış Kafkas İslam Ordusu kendi üzerine düşen misyonunu yerine getirebildi. Gence’nin ve Bakü’nün Bolşevik-Taşnak işgalinden kurtarılması sonucunda bu topraklar kendi sahiplerinin egemenliğu altına girdi ve Bakü kaybedilmek tehlikesinden kurtulmuş oldu. Sonrasında Kafkas İslam Ordusu’nun Dağıstana düzenlediği seferi de başarılı olarak tanımlayabiliriz. Ekim 1918 tarihinde Nuri Paşa’nın buraya gelişi ile Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti resmen ilan edildi. Ancak ne yazık ki, Mondros Ateşkes Mütakere ile savaştan ayrılan Osmanlı antlaşmanın şartlarına uygun olarak Kafkasya’yı terk etmek zorunda kaldı. Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan cumhuriyetleri kısa süreliğine de olsa bağımsızlıklarını sürdürebildiler. Geniş açıdan bakacak olursak, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkasya’da cereyan eden politikalar günümüz Kafkasya’sının siyasi haritasının şekillenmesinde önemle rol oyamıştır.

 

Dipnotlar

[1] Ahmet Uğur ve Recep Karabulut, Osmanlı Devleti’nde Dış Borçlar ve Tasnifi (1854-1914) (İstanbul: Muhasebe ve Finans Tarihi Araştırmaları Derneği, 2022), s.19.

[2] Kübra Güloğlu, "Balkan Savaşları Esnasında Edirne Kuşatması (1912-1913)" (Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2021), s.4.

[3] Yunus Ekici, "Bolşevik İhtilalinin Ortaya Çıkması ve Sebepleri",  Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 27, Elazığ,2017, s.265.

[4] Fahri Valehoğlu Hacılar, Bolşevik ihtilali sonrası Bakü’de Taşnak-Bolşevik ittifakının fealiyetleri devrin Gürcü basınında: 31 Mart 1918 soykırımı, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı, Türkiye, 2022, s.437.

[5] Yunus Ekici, a.g.m. s.266.

[6]  Bülent Bakar, Esir Şehrin Misafirleri: Beyaz Ruslar, İstanbul, s.2.

[7] Selamı Kılıç, 1917-1918’de Kafkasya’dakı Bazı Siyasi ve Askeri Gelişmelerinin Işığı Altında, Bağımsızlık Yolundaki Gürcistan Ve Berlin Gücü Komitesi’nin Bu Konudaki Çalışmaları, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 1996, s.23.

[8] Swietochowski, Rus Azerbaycanı, s.147.

[9]  Selamı Kılıç, 1917-1918’de Kafkasya’dakı Bazı Siyasi ve Askeri Gelişmelerinin Işığı Altında, Bağımsızlık Yolundaki Gürcistan Ve Berlin Gücü Komitesi’nin Bu Konudaki Çalışmaları, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 1996, s.33.

[10] Selamı Kılıç, a.g.m. s.44.

[11] Yunus Ekinci, Gürcistan’ın Bağımsızlığını Kazanması İle Birlikte Transkafkasya’da Türk-Gürcü İlişkilerinde Yaşanan Gelişmeler (1918-1920), Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Ocak, 2019, s.482.

[12]Yunus Ekinci,  A.g.m. s.483.

[13] Mehmet Rıhtım, Mehman Süleymanov, Azerbaycan Halk Cümhuriyeti Ve Kafkas İslam Ordusu, Kafkas Araştırmaları Enstitüsü, Bakü, 2008 s.172.

[14] Mehmet Rıhtım, Mehman Süleymanov, a.g.e. s.173.

[15] Mehmet Rıhtım, Mehman Süleymanov, a.g.e. s.180.

[16] Mehmet Rıhtım, Mehman Süleymanov , a.g.e. s.201..

[17] Mehmet Rıhtım, Mehman Süleymanov, a.g.e. s.297.

[18] Kerime Özden Şahin, Kafkas İslam Ordusu’nun Dağıstan Harekatı Ve Türk Birliklerinin Tahliyesi, Askerî Tarih Araştırmaları Dergisi (ATAD), Yıl 2019, Sayı 31 s.67.

[19] Kerime Özden Şahin, a.g.m. s.69.

[20] Fahri Belen; Birinci Cihan Harbi’nde Türk Harbi-1918 Yılı Hareketleri, V. Cilt, Ankara, Gnkur. Basımevi, 1967, s.190.

[21] Kerime Özden Şahin, a.g.m. s.70.

[22] Abdurrahman Bozkurt, Osmanlı Devleti İle Ermenistan Cümhuriyeti Arasındaki İlişkiler (1918-1920), s.23.

[23] Rus bolşeviklerinin ordusu

Kaynakça


  1. Ahmet Uğur ve Recep Karabulut, Osmanlı Devleti’nde Dış Borçlar ve Tasnifi (1854-1914), İstanbul: Muhasebe ve Finans Tarihi Araştırmaları Derneği, 2022.

  2. Kübra Güloğlu, "Balkan Savaşları Esnasında Edirne Kuşatması (1912-1913)", Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2021.

  3. Yunus Ekici, "Bolşevik İhtilalinin Ortaya Çıkması ve Sebepleri", Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 27, Elazığ, 2017.

  4. Fahri Valehoğlu Hacılar, "Bolşevik İhtilali Sonrası Bakü’de Taşnak-Bolşevik İttifakının Faaliyetleri Devrin Gürcü Basınında: 31 Mart 1918 Soykırımı", Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, Türkiye, 2022.

  5. Bülent Bakar, Esir Şehrin Misafirleri: Beyaz Ruslar, İstanbul.

  6. Selamı Kılıç, "1917-1918’de Kafkasya’daki Bazı Siyasi ve Askeri Gelişmelerinin Işığı Altında, Bağımsızlık Yolundaki Gürcistan ve Berlin Gücü Komitesi’nin Bu Konudaki Çalışmaları", Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 1996.

  7. Swietochowski, Rus Azerbaycanı.

  8. Yunus Ekinci, "Gürcistan’ın Bağımsızlığını Kazanması ile Birlikte Transkafkasya’da Türk-Gürcü İlişkilerinde Yaşanan Gelişmeler (1918-1920)", Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Ocak 2019.

  9. Mehmet Rıhtım ve Mehman Süleymanov, Azerbaycan Halk Cümhuriyeti ve Kafkas İslam Ordusu, Kafkas Araştırmaları Enstitüsü, Bakü, 2008.

  10. Kerime Özden Şahin, "Kafkas İslam Ordusu’nun Dağıstan Harekatı ve Türk Birliklerinin Tahliyesi", Askerî Tarih Araştırmaları Dergisi (ATAD), Yıl 2019, Sayı 31.

  11. Fahri Belen, Birinci Cihan Harbi’nde Türk Harbi-1918 Yılı Hareketleri, V. Cilt, Ankara, Gnkur. Basımevi, 1967.

  12. Abdurrahman Bozkurt, Osmanlı Devleti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasındaki İlişkiler (1918-1920).


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Gelişmelerden haberdar olmak için abone ol!

Z Tarih Dergisi Logosu

© 2026 - Z Tarih Dergisi.

Tüm hakları saklıdır.

bottom of page
YUKARI ÇIK
Ana Sayfa
Z Tarih Logo
Sayılar