Küçük Kaynarca Antlaşması ve Kırım'ın Kaybı
- Selami Coşar
- 31 May 2022
- 2 dakikada okunur
1768-1774 Türk-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması Karadeniz’deki Türk hakimiyeti ve Kırım’ın statüsü için bir kırılma noktası niteliğindedir. 1768-1774 Türk-Rus Savaşı Osmanlı Devleti’nin ağır yenilgisiyle sonuçlandığı gibi savaş sürecinde, Osmanlı Devleti’nin hem karada hem denizde askeri ve lojistik niteliğini önemli ölçüde yitirdiği ve artık Rusya’ya karşı mühim bir mukavemet sergileyemediği bariz şekilde ortaya çıktı. Antlaşma neticesinde Kırım’ın bağımsız olması ve Rusya’ya verilen stratejik kaleler sonucunda Karadeniz’de ve kuzey kıyılarında asırlardır süregelen Türk hakimiyeti büyük bir darbe aldı. Rusya’nın Karadeniz ve Akdeniz’de ticaret yapma ve kapitülasyon hakları edinmesi ile Osmanlı Devleti Karadeniz ve Boğazlar üzerindeki statü tekelini kaybetti.
Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı sürecinde önemli olan bir diğer metin Aynalıkavak Tenkihnamesi’dir. Henüz bağımsız olan Kırım’da Türk ve Rus yanlıları arasında savaş çıkması, Rusya’nın askeri müdahalesi ve Rus destekli Şahin Giray’ın hanlığının tanınması ile sonuçlandı. Osmanlı Devleti, bir sonraki Kırım Hanı’nın kendi onayı ile tahta çıkması ve Rus kuvvetlerinin Kırım’dan çekilmesi koşulu ile Rus destekli Şahin Giray’ın hanlığını Aynalıkavak Tenkihnamesi ile kabul etti. Böylece Kırım Hanlığı hala bağımsız olsa da Rus nüfuzuna ve akabinde Rusya tarafından ilhaka açık hale geldi. Keza 1783 yılında Kırım, Rusya tarafından ilhak edildi. Osmanlı İmparatorluğu, ilhakı tanımasa da Kırım’ı geri almak için gerçekleştirilen 1787-1792 Türk-Rus Savaşı’ndan mağlup ayrılması üzerine Yaş Antlaşması’nda Kırım’ın Rusya tarafından ilhakını resmen tanımak zorunda kaldı.
Kırım’ın kaybı Osmanlılar açısından önemli bir travmaydı. İlk kez Müslüman nüfusa sahip bir belde kaybedilmişti. Üstelik bu coğrafya uzun asırlardır Türk ve Müslüman hakimiyetinde olan bir bölgeydi. Kırım Müslümanları sözde, Osmanlı halifesine bağlı olsalar da Osmanlı Devleti Rusya’ya karşı bu kozu kullanacak askeri ve politik nüfuza asla erişemedi. Yüzyıllardır mutlak Türk tasarrufunda bulunan Karadeniz’in de artık Türk gölü olma statüsü ortadan kalkmıştı. Osmanlıların Karadeniz üzerindeki tekelini kaybetmesi başta İstanbul olmak üzere Karadeniz’e kıyısı bulunan bütün Osmanlı topraklarının askeri açıdan risk altına düşmesine ve Rusya’nın hem Balkanlara hem de Anadolu’ya sarkmasına ön ayak oldu. Bu süreçle birlikte Karadeniz ve Boğazların ticari statüsü Osmanlı kontrolünden yavaş yavaş çıkarak uluslararası bir boyut kazandı. Küçük Kaynarca’da Rusya’nın, Ortodoks Osmanlı tebaası üzerinde hami kabul edilmesi ve konsolosluk açma hakkı edinmesi Ortodoks Osmanlı tebaasını da Rus etkisine açık hale getirmiştir. Bu nüfuz özellikle Balkanlardaki Ortodoks ve Slav milletler üzerinde etkili olmuş ve Osmanlılar açısından mühim problemlere yol açmıştır.





Yorumlar