top of page

Türk Yazıtlarındaki Kürt: Kürt El Han

Bu makalede ele alacağımız konu, görece eski bir tartışmaya dayanıyor. Ancak bilirsiniz ki popüler kültüre yanlış yerleşen birçok ifadenin düzeltilmesi, defalarca doğrunun tekrarlanmasıyla mümkün oluyor; bazen bu yanlış bilgileri düzeltmek için bir ömür dahi yetmeyebiliyor. Daha önce “Öd Tengri” ile ilgili Türk Kağanlığı[1] yazıtlarındaki ünlü ifadeyi bir yazımızda ele almıştık.[2] Belirli bir kitleye doğru bilgiyi ulaştırabilmemize rağmen, ne yazık ki hâlâ yanlış ifadenin halk arasında ısrarla kullanıldığını görüyoruz. Bunun nedenini, insanların ideolojik olarak kanıksadıkları kalıpların dışına çıkamamasına bağlayabiliriz.


Elegeş Yazıtı
Elegeş Yazıtı Bedizi. Kaynak

Popüler Yanlışın Kökeni

Asıl konumuza dönecek olursak… Yenisey yazıtlarında bir “Kürt hanının” anıldığına dair ilk dijital ve popüler iz, 15 Ekim 1994 tarihli Siyaset Meydanı programının “Yükselen Milliyetçilik” bölümüne[3] aittir. Bahçelievler Ülkü Ocakları İlçe Başkanı olarak programa katılan Azmi Karamahmutoğlu, söz aldığı sırada “Yenisey yazıtlarından Elegeş’in giriş hitabı ‘Ben, Kürt Beyi Alp Urungu’ diye başlar” şeklinde bir ifade kullanmıştır. Bu ifade, aynı ortamda bulunan konukların tepki ve düzeltmelerine maruz kalsa da ağızdan çıkan bu yanlış bilgi hızla internette ve halk arasında yayılmış, önü alınamayacak bir şekilde dillere yerleşmiştir.[4]


Karamahmutoğlu, iddiasının bilimsel bir dayanağı olduğunu söylüyordu; bu kısmen doğruydu.


Orkun ve Németh’in Okuması

Karamahmutoğlu’nun bahsettiği Elegeş yazıtı, 1936’da Hüseyin Namık Orkun’un Eski Türk Yazıtları adlı eserinde incelenmişti. Yazıtın ilgili satırındaki “𐰚𐰇𐰼𐱅𐰠𐰴𐰣:𐰞𐰯” ile başlayan cümle, Orkun tarafından “Kürt el kan (a)lp ur(u)ŋu” şeklinde okunmuş ve “Kürt elinin hanı Alp Urungu, altınlı okluğumu bağladım belde. Ülkem, otuz dokuz yaşımdayım” diye çevrilmişti. Orkun, burada bir Kürt hanından söz edildiğini belirtmiş ve “El Kan” ifadesinin daha sonra “İlhan”a dönüşerek Moğollara geçtiğini de eklemişti.[5]


Adı geçen eser, konunun Türkiye’deki ilk Türkçe kaynağı olsa da Orkun’un görüşü aslında Macar Türkolog Gyula Németh’ten alınmıştı. Németh’in 1930 tarihli A honfoglaló magyarság kialakulása (Yurt Tutan Macarlığın Oluşumu) adlı klasik eserinde benzer bir yorum yer alıyordu.[6]


Siyasi ve Tarihsel Bağlam

Elbette bu eserlerin yayımlandığı dönemde akademisyenlerin amacı siyasi propaganda değildi. Özellikle Németh’in bu yönde bir niyeti olduğunu söylemek zordur. Ancak Karamahmutoğlu, bu okuma önerisini bir siyasi programda dile getirerek dönemin siyasi görüşünü desteklemiştir. Program boyunca savunduğu “Kürtler de bir Türk boyudur” ya da “Türkleşmiş Kürtler” tezini güçlendirmek için bu ifadeyi kullanmıştır.[7]

Karamahmutoğlu’nun bu tavrını, aynı dönemde MHP lideri Alparslan Türkeş’in şu meşhur sözüyle daha iyi anlayabiliriz:

"Kürtleri ayrı bir ırk olarak değil, Turan asıllı Türk kökenli kabul ediyoruz. Tarih de ilim de bizi doğruluyor. Bizler de Kürtler kadar Kürt'üz."[8]

Alparslan Türkeş'in açıklamaları
Alparslan Türkeş'in Açıklaması. Kaynak

Karamahmutoğlu ve bağlı olduğu siyasi oluşumun liderinin bu ve benzeri açıklamaları bir arada değerlendirildiğinde tablo netleşir. Özellikle terörün yoğun olduğu 1990’lı yıllarda bu tür iddiaların, terör eylemleriyle tarihsel olarak örtüştüğü görülür.

Bu tür ifadeler MHP çevresinde yoğunlaşsa da tarihleri çok daha eskiye dayanır. Osman Fikri Sertkaya’nın makalesinde belirttiği üzere 1970’lerde tarihçi Fahrettin Kırzıoğlu ve çevresi, Orkun’un okumasından hareketle “Yenisey Kürtleri” adlı bir proje bile başlatmıştır.[9] Daha eskiye gidecek olursak, İsmet İnönü’nün Lozan Barış Konferansı’nın 23 Ocak 1923 tarihli Musul oturumundaki ifadesiyle karşılaşırız:

“Kürt halkının İran kökenli olduğu öne sürülmüştür; oysa bu iddiayı, Kürtlerin Turan kökenli olduğunu kabul eden Encyclopaedia Britannica yalanlamaktadır”.[10]

İnönü bu stratejik ifadeyi, Lord Curzon’un “Kürtler Türklerden ayrı bir millettir, azınlık statüsü almalıdır” tezine karşı Musul’u elde tutmak amacıyla kullanmıştır. Amacımız, tartışmanın ne kadar köklü olduğunu göstermektir.

Dikkat çekici bir nokta ise şudur: Kürtleri bir Türk yazıtında tespit edip siyasi propaganda malzemesi yapma işi, Kürt milliyetçilerinden değil, Türk milliyetçilerinden çıkmıştır. Bu durumun analizi tarihçilerden ziyade siyaset bilimcilerin işidir ancak bazılarına göre bu söylemler “kardeşliği” ve "barışı" korumak içindir; diğerlerine göre ise Kürtleri Türklere göre asimile etme çabasıdır.

Bilimsel Düzeltmeler ve Gerçekler

Biz işin tarihsel ve bilimsel gerçekliğine dönecek olursak… 1936’da Orkun’un ve öncesinde Németh’in Elegeş yazıtındaki okuma önerileri, dönemin Türkolojisi için değerli olsa da hatalıydı. O dönemde yazıtlar hakkında çalışan birçok Türkologtan sadece birkaçıydılar ve Türk runik yazıtlarının sistematik incelenmesi hâlâ erken bir aşamadaydı. Bu yüzden birçok bölüm hatalı okunmuştu (daha önce ele aldığımız “Öd Tengri” örneğinde olduğu gibi).


Aslında Elegeş yazıtındaki ilgili satır için tek okuma önerisi Orkun ve Németh’e ait değildi. Radloff gibi öncüler farklı okumalar önermişti.[11] Ancak Orkun’un yorumu, kattığı “Kürt hanı” anlamı nedeniyle en ünlü ve tartışmalı olanı hâline geldi.

1995’te Talat Tekin, Türk Dilleri Araştırmaları dergisinde yayımladığı “Elegest (Körtle Han) Yazıtı” makalesinde bu ibareyi “Körtle Kan/Körtle Han” olarak düzeltti. Tekin, Orkun’un okuması ve yorumunun gramer, runik yazı kuralları ve filolojik açıdan yanlış olduğunu kanıtladı. “Körtle”nin kişi adı olduğunu, “güzel, yakışıklı, hoş” anlamındaki eski Türkçe bir sıfattan türediğini gösterdi. Bu düzeltme, 1994’teki Siyaset Meydanı programından sadece bir yıl sonraya denk gelmesiyle de dikkat çekicidir. Talat Tekin’in bu makalesi, dönemin popüler yanlış yorumuna bilimsel bir müdahale olarak da okunabilir.

Bu tarihten sonra Erhan Aydın, 2013’te Fikret Yıldırım ve Risbek Alimov ile birlikte hazırladığı Yenisey-Kırgızistan Yazıtları ve Irk Bitig adlı kitapta konuyu yeniden ele aldı ve çeviriyi şöyle verdi:

"(Ben) Körtle Han Alp Urungu’yum. Altınlı okluğumu sırtıma vurdum, belime bağladım. Yetmiş dokuz yaşımdayım".[12]

Osman Fikri Sertkaya ise 2017’de Journal of Old Turkic Studies’te yayımlanan makalesinde Tekin ve Aydın’a paralel, ancak daha detaylı bir görüş savundu. Ona göre kelime Körtle (Körtlä / Körtla) şeklinde okunmalıdır.[13] E-10’da Körtle Kan (Körtle Han), E-52’de ise Körtle Saŋun (General Körtle) biçiminde geçen bu sözcük, eski Türkçede “güzel, yakışıklı, hoş” anlamındaki körtle/körtlä sıfatından türeyen bir kişi adıdır. Sertkaya, Orkun’un “Kürt el kan” okuması ve yorumunun runik yazı kurallarına, gramere ve etimolojik delillere aykırı olduğunu güçlü filolojik kanıtlarla ortaya koyar. E-52’deki tam vokalli yazım (KẄRTLA) da E-10’daki okumanın doğruluğunu teyit etmektedir.

Makalede ayrıca körtle kelimesinin sinonimi olan "körkle"den de bahsedilir. Sertkaya’ya göre körtle, Sir Gerard Clauson’un sözlüğünde “beautiful, perhaps a synonym word körkle” (güzel, muhtemelen körkle kelimesinin ikincil/sinonim şekli) olarak tanımlanmıştır.[14] Bu kelime Eski Uygur Türkçesi metinlerinde körtle körk “güzel şekil”, körtle öŋ körk “güzel renk ve şekil” gibi ikilemelerde geçer ve körkle ile aynı anlam ailesine mensuptur. Kelime bu nedenle körk (güzellik, biçim) kökünden türetilmiş körk-lü / körklü ile de yakından ilişkilendirilir; her ikisi de "güzel, yakışıkl" anlamını taşıyan türevlerdir. Bu okuma bizce, filolojik açıdan en sağlam ve güncel yorumlardan biri olarak kabul edilir.

Tarihsel Gerçeklerle Çelişki

Varsayalım ki okuma gerçekten “Kürt El Kan” şeklindedir. Peki bunu tarihsel olarak nasıl açıklayacağız? Yazıtın dikildiği 7. yüzyılda Yenisey bölgesinde Kürtlerin varlığını doğrulayan herhangi bir arkeolojik, epigrafik ya da yazılı belge mevcut değildir. Bölge, o dönemde Türk boylarının hâkimiyetindeydi. Eğer bu bir Kürt komutana ait bir yazıt ise, bu komutan niçin binlerce kilometre uzaktaki Türk bozkırında bulunuyordu? Bir fetih seferi mi, keşif heyeti mi, yoksa Türk kağanlarının hizmetinde miydi? Ne var ki ne Yenisey yazıtlarında ne de dönemin Çin, Arap veya Bizans kaynaklarında böyle bir “Kürt” komutana ya da birliğine rastlanmaktadır. Bazı tarihi iddialar incelendiğinde Kürtlerin o tarihte esas olarak Yukarı Mezopotamya coğrafyasında yaşadıkları söylenmektedir. Dolayısıyla “Kürt El Kan” okuması, filolojik hataların yanı sıra tarihsel gerçeklerle de desteklenememektedir. Bu yorum, dönemin siyasi ihtiyaçlarına dayalı bir propaganda olmaktan öteye gidememiştir.


Sonuç

Sonuç olarak, Yenisey yazıtlarındaki "Kürt hanı" iddiası, 90 yıldır süren bir filolojik hatanın popüler ve siyasi alana yansımasından ibarettir. Bilim, hataları düzeltir; gerisi ideolojinin ve genel kanının işidir. Doğru okuma "Körtle Han"dır ve bu, Türk yazılı edebiyatının bir güzel ismini daha gün yüzüne çıkarmıştır.


Dipnotlar

[1] Göktürkler olarak bilinen Türk devletinin asıl adı Türk Kağanlığı olarak geçer. Göktürk adı daha çok popüler kültürde yerini almış ve Ahmet Taşağıl’ın kullanımı ile yaygınlaşmıştır. Yazıtlarda daha çok Türk vurgusunu görürüz; mesela bkz. “Türk, oguz beğleri budun, eşidin!”.

[2] İlgili yazı için bkz. https://www.ztarihdergisi.org/post/kok-tengri-nin-sozde-sifatlari-ve-od-tengri

[3] Programın Youtube kaydı için bkz. Siyaset Meydanı, “Yükselen Milliyetçilik,” 15 Ekim 1994, https://www.youtube.com/watch?v=zDFkUM00nH8&t=13833s.

[4] Mesela Ahmet Taner Kışlalı, ifadenin yanlış okunduğunu bilmesine rağmen Türk-Kürt barışını sağlanabilmesi için bu tür yanlışların göz ardı edilebileceğini iddia eden bir yazı yayımlamıştı. Bkz. Ahmet Taner Kışlalı, “Bir Mektup ve Bir Yanıt,” Ahmet Taner Kışlalı Resmî Sitesi, https://www.ahmettanerkislali.com/bir-mektup-ve-bir-yanit/.

[5] Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları (Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 1994), 593.

[6] Gyula Németh, A honfoglaló magyarság kialakulása (Budapeşte, 1930), 251.

[7] Programın ilgili dakikası için: Siyaset Meydanı, “Yükselen Milliyetçilik,” 15 Ekim 1994, https://youtu.be/zDFkUM00nH8?t=13866.

[8] Bu ifadeyle alakalı doğrudan bir kaynağa ulaşamasak da MHP ve Türkeş ailesi tarafından bu türden bir sözün söylendiği doğrulanabiliyor. Mesela, Devlet Bahçeli’nin şu ifadelerine bkz. https://youtu.be/Nji-XAj_GMs?t=21.

[9] Osman Fikri Sertkaya, “Yenisey Yazıtlarından E-10’da KẄRTL, E-52’de İse KẄRTLA Şeklinde Geçen Kelimeyi ‘Kür(ü)t(ü)l’ mü Yoksa ‘Körtle’ mi Okumalıyız?,” Journal of Old Turkic Studies 1 (2017): 113-127.

[10] Seha L. Meray, çev., Lozan Barış Konferansı Tutanaklar ve Belgeler, Birinci Takım, Cilt I, Kitap I, 2. Baskı (İstanbul: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 2001), 347.

[11] Wilhelm Radloff, Die alttürkische Inschriften der Mongolei, Erste Lieferung (St. Petersburg, 1895).

[12] Fikret Yıldırım, Erhan Aydın ve Rysbek Alimov, Yenisey-Kırgızistan Yazıtları ve Irk Bitig (Ankara: BilgeSu Yayınları, 2013), 41-42.

[13] Osman Fikri Sertkaya, a.e., Journal of Old Turkic Studies 1 (2017): 113-127.

[14] Sir Gerard Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish (Oxford: Oxford University Press, 1972), 739.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Gelişmelerden haberdar olmak için abone ol!

Z Tarih Dergisi Logosu

© 2026 - Z Tarih Dergisi.

Tüm hakları saklıdır.

bottom of page
YUKARI ÇIK
Ana Sayfa
Z Tarih Logo
Sayılar