Anadolu Selçuklu Devleti Gâvur mu?
- Muhammed Faruk Korkmaz

- 29 Ağu 2021
- 1 dakikada okunur
Türklerin Anadolu'ya girişleri ve bu sahada İslam'ı yaymaları diğer medeniyetlerin yeni sahalarda gelişiminden farklı olarak tahakküm kurarak değil büyük bir hoşgörü politikası ile olmuştur. Hoşgörünün temel kaynağını İslam'ın serhat bölgelerinde ortaya çıkan tasavvuf anlayışı oluşturmaktadır. Bu anlayışın önderleri olan Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli gibi şahsiyetler, yerel halkların inançlarını İslam ile bir tutup dinler arası geçişkenliği arttırıyordu. Tasavvuf çevrelerinin bu zihniyeti, devlet politikasına da sirayet etmiş ve diğer Müslüman devletler bu hoşgörünün fazlalığından şüphe duymaya başlamıştır. Musul Atabeyi Zengi, Sultan Keykavus'un kafir ülkelerle olan yakın ilişkisi ve gayri Müslim tebaasına verdiği imtiyazlardan dolayı bir elçi yollamış ve "Gönderdiğim elçimin huzurunda kelime-i şahadet getireceksiniz, çünkü kanaatimce siz gerçek bir mümin değilsiniz (...) çünkü İslam'ın vazedildiği ülkelerin hatırı sayılır bir bölümünü elinde tutan siz, Rum komşularınızla barış içinde yaşıyorsunuz" demiştir. Aynı şekilde Halife de Bizans ile uzun süredir ilişkileri iyi olan Kılıçarslan'a da öfkelenmişti.





Yorumlar