Türklerin Tufanı
- Ahmed Bahadır Uslu

- 20 Ara 2021
- 1 dakikada okunur

Günümüz Anadolu ve Orta Doğu coğrafyasında Tufan hadisesinin algılanış biçimi büyük ölçüde semavi dinlerin anlatılarına dayanmaktadır. Ancak bu doğaüstü olayın, semavi dinlerden çok daha önce Sümer mitolojisinde yer aldığı ve diğer kültürlere bu kaynaktan sirayet ettiği yönündeki görüşler oldukça güçlüdür.
İnsanlık tarihini derinden etkileyen bu anlatının, Türk mitolojik söylencelerine de Sümer kültürü üzerinden geçmiş olması muhtemel bir ihtimaldir.
18. ve 19. yüzyıllardan itibaren derlenen Türk mitolojik metinlerine göre; Tufan’ın yaklaştığı, gökyüzünden inen "gök teke"nin meleyerek haber vermesiyle insanlara duyurulmuştur. Ancak toplum, bu kutsal işaretçiyi ve ardından gelen şiddetli sarsıntıları, volkanik faaliyetleri ve olağanüstü hava olaylarını dikkate almamıştır. Felaketi önceden sezerek tedbir alanlar ise yalnızca 7 kardeştir. Bu kardeşler, her hayvan türünden bir çifti yanlarına alarak inşa ettikleri gemiye sığınmışlardır.
Tufan Sonrası Yaradılış ve Ak-Kara Bodun Ayrımı
Söz konusu 7 kardeş arasında Türk mitolojisinin temel figürleri olan Tanrı Ülgen ve Tanrı Erlik de bulunmaktadır. Sular çekildikten sonra Tanrı Ülgen, "nom" adı verilen bilgelik kaynağından güç alarak yeni bir insan nesli yaratmaya başlamıştır. Bu yaratma sürecinde, gök tanrıyı temsil eden "gök-çiçek"ten faydalanmıştır. Ülgen’in bu gücünü kıskanan Erlik, gök-çiçekten bir yaprak çalarak kendisine bağlı insanlar vücuda getirmiştir.
Bu eylem üzerine öfkelenen Ülgen, Erlik’i ve onun yarattığı topluluğu lanetleyerek "kara bodun" olarak nitelendirmiştir. Ülgen’in yarattığı saf topluluk ise "ak bodun" olarak adlandırılmıştır. Bu anlatıyla birlikte Türk mitlerinde, Tufan öncesi kaotik yaşamdan Tufan sonrası düzenli ve sınıflı toplumsal yapıya geçiş simgelenmiştir.
Nuh Tufanı ile Türk Tufan anlatısı arasındaki bu çarpıcı benzerlikler, kadim dönemlerdeki ortak bir kültürel deneyime veya tarihsel bir etkileşime işaret etmektedir.





Yorumlar