Köle Ticaretinin Şafağı
Batı Afrika kıyılarına ilk gelen Avrupalılar altın arayışı içerisindeydi. Keza 17. yüzyılın sonlarına kadar altın, bölgenin en önemli ticari ürünü oldu. Ancak Amerika’daki bakir arazilerin oluşturduğu iş gücü talebi sayesinde altın ticareti yerini kısa süre içerisinde köle ticaretine bıraktı. Köle ticaretinden karlı çıkanlar sadece Avrupalı müşteriler değildi. Aynı zamanda yerliler de bu işten büyük kazanç sağlamaktaydı. Köleleştirmenin en önemli aracıları savaş, adam kaçırma, vergi alma ve hukuki cezalardı. Köle arzının büyük bir bölümü, yerlilerin birbirine karşı girdiği savaşlarda ele geçirdikleri esirlerden ve haraç olarak aldıkları kölelerden sağlanmaktaydı. Köleleştirme süreci evvela kıyıya yakın bölgelerde başlamış sonrasında ise yerli köle simsarları aracılığıyla kıtanın içlerine kadar nüfuz etmişti. Köleler, kafileler halinde kıyıdaki limanlara götürülerek, yerel kralların izin ve tasdiki sayesinde burada bulunan Avrupalı tüccarlarla satılıyordu. Satış onaylanmadan önce köleler cinsiyet farketmeksizin bir araya toplanarak vücutları ve sağlık durumları dikkatlice kontrol ediliyordu. Genellikle 15-35 yaş arasında olmalarına, hastalık ve ya onları gelecekteki işlerinden alı koyacak bir kusur taşımamalarına azami derecede dikkat ediliyordu. Köle mukabilinde verilen ürünler, boncuk gibi süs eşyaları, takılar, demir mamulleri, alkollü içecekler, tütün, barut, tüfek ve özellikle de Hint kumaşıydı. Afrikalılar, 19. asrın başına kadar, düşük kaliteli İngiliz kumaşını kabul etmemiş, ödemelerin çoğunu yüksek kaliteli rengarenk Hint kumaşı olarak almışlardı.






Yorumlar