top of page

II. Meşrutiyet Döneminde Osmanlı Denizcilik Politikası

Abdülhamid’in devrilmesinin ardından ITC hem kara ordusunda hem de donanmada yeniden teşkilatlanma, silahlanma ve personel tasfiyelerine girişti. "Donanma hayattır" prensibiyle denizcilik politikaları yürüten İTC idaresi, sıfırdan bir donanma ve denizcilik politikası oluşturma yoluna gitti, Abdülhamid döneminden kalan gemilerin bir kısmının hem eski olmaları hem de bakım ve onarım masraflarının artık katlanılamayacak kadar artması üzerine, eski, verimsiz ve maliyetli zırhlar tasfiye edildi. Donanmanın yeni baştan kurulması için bir yol haritası çizildi. Farklı tonajlara sahip zırhlılar, muhripler ve çeşitli lojistik destek gemilerinden oluşan 46 adet gemi alımı planlandı. Bu planın gerçekleştirilmesinde teknik ve bürokratik destek için daha önceleri olduğu gibi yine İngiltere ile iş birliği yapıldı. Yerli üretim zırhlıların inşası uzun süreceği için hazır alımlar tercih edildi. Alınan zırhlıların ve lojistik destek gemilerinin önemli bir bölümü İngiliz gemicilik şirketlerinden sipariş edildi. İngiltere’ye ek olarak Fransa, İtalya ve Almanya'dan da torpidobot gibi daha ufak muhriplerin alımı gerçekleştirildi. Bahriye teşkilatlanmasında İngiliz bahriyesi örnek alınarak Bahriye Nezareti yeniden teşkil ve tertip edildi. Abdülhamid döneminden kalma Şura-yı Bahriye gibi kurumlar lağvedildi. 1. Dünya Savaşı'na kadar Osmanlı bahriyesi İngiltere ekseninde iken savaş sürecinde donanmada Alman ekolü etkin hale geldi. Donanmanın sıfırdan meydana getirilmesi için gerekli harcamalar Bahriye Nezareti'nin bütçesinin çok üzerinde olduğu için yine İngiltere ve Almanya'dan feyz alınarak 1909'da bir Donanma Cemiyeti kuruldu. Cemiyet, halkın milli duygularına hitap ederek Osmanlı donanmasının ihtiyaç duyduğu alımları halkın bağışları sayesinde finanse etme maksadındaydı. Keza bu maksadında da başarılı olarak çeşitli torpidobotlar ve ufak tonajda zırhlıların tamamen bağışlar vasıtasıyla alınmasında önemli rol oynadı. Tüm plan ve programlamalara rağmen donanmanın reform ve inşa süreci ancak 2 yıl devam edebildi. 1911 Trablusgarp, 1912-13 Balkan Savaşları ve akabinde gelen Cihan Harbi ile donanmadaki teşkilatlanma ve silahlanma süreci akamete uğradı İngiltere’den alınmak üzere olan zırhlılara savaş bahanesi ile el konulması ve kesintisiz devam eden aktif savaş durumunun yarattığı gemi ve personel zayiatı donanmayı oldukça zayıflattı. Peş peşe girilen 3 savaşta da denizler stratejik bir öneme sahip olsa da Osmanlı donanmasının teşkilat, tecrübe ve teknoloji olarak içinde olduğu yoksunluk duruma sebebiyle donanma kesin başarılar gösteremediği gibi her savaştan daha da kan kaybederek çıktı. Balkan ve Trablusgarp Savaşları esnasında gerçekleştirilen deniz muharebeleri hüsranla sonuçlanırken, donanma önemli kayıplar verdi. Sağlıklı bir bahriye reformu için gereken para, fazlaca vakit ve barış ortam ihtiyacı II. Meşrutiyet sonrasında nerdeyse hiç sağlanamadı.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Gelişmelerden haberdar olmak için abone ol!

Z Tarih Dergisi Logosu

© 2026 - Z Tarih Dergisi.

Tüm hakları saklıdır.

bottom of page
YUKARI ÇIK
Ana Sayfa
Z Tarih Logo
Sayılar