19. Asırda Osmanlı Silah Sanayi
- Selami Coşar
- 8 Haz 2022
- 3 dakikada okunur
Osmanlı Devleti, Yeniçağ boyunca ateşli silahları oldukça iyi üreten ve kullanan bir barut imparatorluğu iken 18. yüzyılda bu niteliğini yitirmiş ve silah sanayindeki inovasyonu kaybetmişti. 19. asrın başından itibaren Avrupa'da buhar gücüne dayanan seri üretim silahların ortaya çıkmasıyla silah sanayi yeni bir aşamaya geçti. Osmanlılar da benzeri şekilde silah üretim kapasitesi ve kabiliyetini geliştirmek için Avrupa'dan imalat tezgahı, danışman ve personel getirtmeye başladı. II. Mahmut döneminde başlatılan devlet destekli sanayileşme hamlesinin bir çok sektörde uygulanmasına çabalandı ve imparatorluğun yıkılışına kadar sanayinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetler sürdürüldü. Yeniçeri Ocağının kaldırılması sonrası ordunun ve devletin merkezileşmesi, ordu ekipmanının standardizasyonunu ve silahların devlet tekelinde üretimini gerektirmekteydi. Bunun için ilk olarak Tophane-i Amire'de üretilen toplar, Avrupa standartlarına göre yeniden düzenlenirken toptaki metal oranı da Avrupalı muadillerine denk hale getirilmeye çalışıldı. Aynı zamanda mekanize şekilde top imalatı için de yeni fabrikalar açıldı ve 1834'den itibaren başta Tophane-i Amire olmak üzere bu fabrikaların modern makinelerle donatılmasına çabalandı. Silah sanayi alanında gerçekleşen her türlü yenilik Osmanlı Hükümeti tarafından yakından takip edilerek son teknoloji silahların hem üretimine hem de ithalatına yönelik büyük çaba gösterildi.
Osmanlılarda tüfek üretimi daha 17. asırdan itibaren bozulma göstermiştir. Devlet imalathanelerinin ordunun tüfek ihtiyacına nitelik ve nicelik açısından cevap verememesi tüfeklerin özel imalathanelerden ve Avrupa'dan ithalatına sebep olmuştu. Yeni kurulan Asakir-i Mansure kısa süre içerisinde yüksek miktarda tüfeğe ihtiyaç duymuştu. Tüfek ihtiyacının karşılanması için yerli üretim tüfeklere öncelik verildi. Avrupa'dan buharlı makine ithal edilerek yerli silah imalatına çabalandı. Ancak Osmanlı'daki imalathanelerde yüksek sayıda tüfek üretim kabiliyeti bulunmaması ve üretilen mevcut tüfeklerin de Avrupalı muadillerine göre kalitesiz ve pahalı olması silah ithalatını mecbur kıldı. Yüzyılın ortalarına doğru Osmanlı silah üretim kabiliyeti ve kapasitesi yapılan yatırımlar neticesinde gelişim gösterse de ordunun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersizdi. Her şeyden evvel fabrikalarda çalışacak nitelikli personel bulunamıyordu. Osmanlı kurumları 18. asır boyunca sanayi devriminin ve üretimin temelini oluşturacak teknik eleman yetiştirememişti. Sürekli ortaya çıkan mali problemler makinelerin ithalatını, maaşların ödenmesini ve gerekli hammaddenin teminini aksatmaktaydı. Tüfek ve top namlusu için gereken yüksek kalitede pürüzsüz demir imalatının yeterli olmaması gibi çeşitli sebepler Osmanlı tüfeklerinin kalitesini ve üretim kapasitesini sürekli sınırlamaktaydı.
Aynı zamanda Osmanlılar 19. asır boyunca Batı'daki teknolojik gelişimlere de ayak uydurmaya çalışıyordu. 19. yüzyılın 2. çeyreğinde ortaya çıkan kapsüllü ve yivli tüfekler (şeşhane) yavaş yavaş çakmaklı tüfeklerin (kaval) yerini alıyordu. Bu halde Osmanlı Devleti de "kaval" tüfeklerin yerine yivli tüfeklerin üretim ve ithalatını yönelik faaliyet gösterdi. Yivli tüfeklerin de yerli üretiminin temini için Avrupa'dan yeni makine ve tezgahlar ithal edilirken eldeki çakmaklı tüfeklerin yivli ve kapsüllü tüfeğe dönüştürülmesine çabalandı. 1867 yılında kuyruktan dolma iğneli mekanizmaya sahip tüfeklerin ortaya çıkmasıyla tüfek sanayi yeniden dizayn edilmiş ve mecburen başta Amerika'dan olmak üzere silah ithalatı yapılmıştı. Kısa sürede değişen silah teknolojisi ve çeşitli ülkelerden silah ithalatı yapılması orduda ikmal problemlerine de yol açmıştı. 19. yüzyıl boyunca yürütülen standardizasyon faaliyetleri ancak 20. yüzyılın başına doğru Alman üretimi Mauser tüfeklerinin silah mevcudunun yarısına ulaşmasıyla kısmen sağlanmıştı. Yüzyılın sonuna doğru Osmanlı silah sanayi, tüfek üretimini ikinci plana atarak süngü, kundak gibi aksesuar ve yedek parçaların üretimi ile bozuk silahların tamirine odaklanmıştı.
Osmanlı Devleti 19. yüzyıl boyunca geliştirilen her türlü teknolojiyi benimsemeye hatta onu üretmeye çabalamışsa da önceki yüzyıllarda altyapısı kurulmadan ortaya çıkan bu sanayileşme çabaları istenileni vermedi. Sadece silah sanayi değil, yüzyıl boyunca girişilen tüm sanayileşme çabalarında en büyük problemler kalifiye personelin yetersizliği ve mali sıkıntılar oldu. Çeşitli fabrikalar açılıp ve işletilmişse de lojistik ve teknik yetersizlikler fabrikalar için hammadde ve nitelikli işgücü arzını dolayısıyla da verimli şekilde çalışmasını engelledi. 20. asrın başında bile Osmanlı fabrikalarında ciddi düzeyde personel sıkıntısı vardı. Osmanlı toplumunda silah ve sanayi yatırımları için sermayenin yetersiz olması sanayileşmeyi önemli ölçüde devlet maliyesine yükledi. 19. asır boyunca oldukça sancılı süreçler geçiren Osmanlı maliyesi, yüklü savaş tazminatları ve çeşitli krizler sebebiyle sanayileşmeye yeterli kaynak ayıramadı.
Kaynakça
Osmanlı Askeri Tarihi 1792-1918, ed. Gültekin Yıldız, Timaş Yay.





Yorumlar