top of page

II. Abdülhamit Devri Osmanlı Donanması Haliç'te Çürütüldü mü?

Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkışı ve akabinde gelen 93 Harbi, Osmanlı donanması için adeta bir kırılma noktası oldu. Savaşta alınan ağır yenilgi ve Osmanlı Devleti’ne yüklenen yüklü tazminat zaten darda olan Osmanlı maliyesini iyice çıkmaza soktu. Mali bunalım ve savaş sonrası toparlanma döneminde parasal sıkıntılardan ötürü bir süreliğine donanma ikinci plana itildi. 1880’li yıllara gelindiğine Sultan Abdülhamit donanmanın ve Bahriye Nezareti’nin yeniden teşkili için çalışmalara başladı. Evvela, Sultan Abdülaziz döneminden kalan gemilerin durumu gözden geçirildi. Daha önce de bahsedildiği gibi Abdülaziz devrinde donanma uzun vadeli bir plan ve altyapıdan yoksun şekilde genişletildiği için Osmanlı maliyesine ciddi bir yük oluşturmuş ve savaşta da varlık gösterememişti. II. Abdülhamid dönemine intikal eden zırhlılar doğal sebeplerden ötürü yıpranmış ve eskimiş haldeydi. Kazanları, zırhları ve silah sistemleri eski ve bakıma muhtaçtı. Bu büyük ve maliyetli zırhlıların bakımı ve yeniden teçhizi için büyük miktarda mali kaynak gerekliydi. Ayrıca zırhlılar eski olduğu için geçen süreçte idame masraflarının gittikçe de artması olasıydı. Sultan Abdülhamit, donanmanın büyük masraflar neticesinde onarılıp kullanıma sokulmasındansa tamir masrafları yeni bir gemi maliyetine yaklaşacak kadar yüksek olan birçok gemiyi donanmadan tasfiye etti. Bu gemiler Haliç’te, tersanelerde sökülmesi için demirlendi. Gemilerin sökülmesi vakit aldığı için gemilerin boş ve çürümüş gövdeleri uzun yıllar Haliç’te bekledi.


Sultan Abdülhamid 1877 yılında Meclis-i Bahriye’yi Şura-yı Bahriye adıyla tekrar yapılandırarak donanma meselelerinin görüşüldüğü etkin bir kurum haline getirdi. Bahriye reformlarının istikrarlı ve sürekli olması adına Bahriye Nezareti’ne atanan Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa’yı 22 yıl Nazırlık görevinde tuttu. 1881 yılında Bahriye Kanunnamesi oluşturularak Bahriye Nezareti’nin alt idari organlarında da düzenlemelere gidildi. Gerçekleşen idari düzenlemeler ile gerek gemi idaresinde gerek gemi inşası ve malzeme tedarikinde daha verimli ve disiplini bir yapı oluşturulmaya çalışıldı. Bahriyelilerin eğitimi de yeniden düzenlenerek eğitim süresi uzatıldı. Bu süreçte tersanelerin ıslahına çabalansa da ne yazık ki Osmanlı tersaneleri hiçbir zaman modern Avrupai tersanelerin teknik kabiliyetlerine erişemedi. Sık sık yabancı(özellikle de İngiliz) uzmanların görüş ve önerilerine de başvuruldu.


Bahriye’de bürokratik bir akıl oluşturma çabaları ile ortaya yeni bir donanma vizyonu kondu. Donanma, Avrupalı muadillerine benzer şekilde değil, Osmanlı’nın mali ve siyasi konjonktürüne uygun şekilde dizayn edilecekti. Eski teknolojiye sahip maliyetli zırhlılardan ziyade, daha seri, çok yönlü kullanıma müsait, modern, düşük maliyetli ve kıyıların muhafazasına uygun bir donanma ortaya konmaya çalışıldı. Kruvazör ve torpido botlar gibi daha hafif ve orta sıklet gemi tiplerinin alımına öncelik verildi. Özellikle düşük maliyetli fakat yüksek tahrip gücüne sahip olan torpido botlar Osmanlı donanması ve sahil güvenliği için biçilmiş kaftandı. Abdülaziz döneminden kalan ve tamir ve modernizasyon masrafları makul olan gemilerin yerli tersanelerde modernizasyonu ile birlikte yerli ve yabancı tersanelerde üretilmek üzere çeşitli torpidobot siparişleri verildi. Ancak hem modernizasyon sürecindeki gemiler hem de inşa halinde olanlar bütçe yetersizliğinden ötürü sık sık duraksadı. Avrupa’da birkaç ayda inşa edilen gemilerin inşası yerli tersanelerde yılları buldu. Bir kısmı da kızaktayken iptal edilmek zorunda kalındı. Sultan Abdülaziz devrindeki yüksek miktardaki borçlanma ve borç yükünden dolayı gerçekleşen mali iflas Osmanlı bürokratlarının gözünü korkutmuştu. Yeni bir iflas tedirginliğinden ötürü II. Abdülhamit döneminde olabildiğince az dış kaynak kullanılmaya çalışıldı. 15 yıllık Abdülaziz devrinde 216 milyon lira dış borç alınırken 33 yıllık Abdülhamid devrinde 63 milyon liralık dış borç alındı. Osmanlı maliyesinin toparlanma süreci ve dış borca yönelik çekingen tavır, kaynak eksikliğine dolayısıyla da deniz kuvvetlerinin yeni gemilerle donatılmasında ertelemelere sebep oldu.

Donanmaya alım 1897 Türk-Yunan Harbi’ne kadar ağır aksak devam etti. Ancak savaş esnasında modernizasyonlardan hiçbir verim alınamadığı ve gemilerin sürekli arızalandığı fark edildi. 1897 Savaşı’ndan sonra dış alımlar ve gemi inşaları hız kazandı. Mali şartlar iyileştiği için ek gemi siparişleri de verildi. II. Abdülhamid devrinde toplam 24 torpidobot ve 8 zırhlı kruvazör siparişi verildi. Donanma sayı olarak oldukça küçülse de Rus ve Yunan donanmalarına mukavemet edebilecek şekilde oluşturulmaya çaba gösterildi. 1885 yılında Yunanistan’ın bir denizaltı alması üzerine Osmanlı Devleti de İngiltere’den iki adet denizaltı aldı. Denizaltılar İngiltere’den parçalı halde geldi ve yerli tersanelerde montajlandı. Bu denizaltılardan birine de ‘’Abdülhamid’’ adı verildi.


II. Abdülhamit’in donanma politikaları oldukça eleştirilmiştir. Fakat bu eleştiriler Osmanlı Devleti’nin şartları göz önüne alınmadan ve tetkik edilmeden yapılmıştır. Yukarıda da bahsedildiği üzere Abdülhamit’in devraldığı donanma mirası Osmanlı Devleti’nin o dönemki konjonktürüne tamamen uyumsuz ve eskimiş durumdaydı. Abdülhamit’in Haliç’te güya çürümeye terk ettiği gemiler, henüz 10 yıllık iken modern teknolojinin gerisinde kalmış haldeydi. Bu donanma, mal olduğu tüm masraflar ve çabalara rağmen 93 Harbi’nde tamamen başarısız olmuştu. 1897 Türk-Yunan Savaşı’na kadar Abdülaziz devrinden kalma bazı gemiler yeniden incelenmiş ve ancak nakliye gemisi olarak kullanılabileceği değerlendirilmişti. Eski zırhlılar, ne zırh kalınlığı ne manevra kabiliyeti ne de ateş gücü açısından modern teknolojiye yaklaşamadığı gibi birçoğu da kullanılamayacak kadar çürümüş haldeydi. Tüm bu gemilerin modernizasyon masrafı, yeni ve modern bir donanmanın inşa masrafına denkti. Raporların doğruluğu 1897 Savaşı esnasında kesinleşmişti. Donanma Boğazdan çıkmaya çalıştığı esnada birçok gemi arıza yaparak durmuş bazısı da karaya oturmuştu. Üstelik, olay birçok yerli ve yabancı bürokrat ve devlet adamının gözleri önünde olmuş ve utanç teşkil etmişti. Bu olaydan sonra eski gemilerin tasfiyesi hız kazanmış ve Abdülhamit devri boyunca Haliç, sökülmeyi bekleyen bir gemi mezarlığı haline gelmişti. 1900’lü yılların başında Osmanlı donanması dünya donanmaları arasında 9. sıraya düşmüştü. Osmanlı donanması ancak 1900’lü yılların başında mevcut stratejiye ve mali duruma göre şekillenebilmişti. Sultan II. Abdülhamit’in çabaları donanmanın göz ardı edilip çürümeye terk edilmesi değil, bilakis Osmanlı Bahriyesini kendi kendine işleyebilen bürokratik bir yapıya, Osmanlı donanmasını ise ufak da olsa yüklendiği görevleri yerine getirebilen ve bütçeyi zorlamayan bir kuvvete çevirmekti. Bu yolda attığı temel özellikle I. Dünya Savaşı’nda etkisini gösterecekti.


Kaynakça

PANZAC Daniel, Osmanlı Donanması (1527-1923), İş Bankası Kültür Yayınları.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Gelişmelerden haberdar olmak için abone ol!

Z Tarih Dergisi Logosu

© 2026 - Z Tarih Dergisi.

Tüm hakları saklıdır.

bottom of page
YUKARI ÇIK
Ana Sayfa
Z Tarih Logo
Sayılar