Anadolulu Türkofonların İzinde: Evangelinos Misailidis’den Salaville ve Daleggio’ya
Zaman içinde karşımıza “Türk Ortodokslar”, “Karamanlılar”, “Türkopoller”, “Ortodoks Hristiyanlar” ya da “Anadolunun Hristiyan Ortodoksları” adlandırmalarıyla çıkan ve etnik kimlikleri üzerine çokça tartışmaya konu olmuş Anadolulu Türkofonlar hakkında kesin olan tek bilgimiz, bu topluluğun Yunan harfleriyle Türkçe yazıp konuşmalarına rağmen Ortodoks Hristiyan olduklarıdır. Böylece dilleri açısından Rumlardan, dinleri açısından bakıldığında da Müslüman, Ortodoks, Katolik ve Protestanlardan ayrılmışlardır.[1] Bununla birlikte söz konusu durum, Osmanlı İmparatorluğu gibi çok kültürlü, çok dilli ve çok uluslu bir yapı için nadir görülen bir olgu değildir. Din ve dilin karşılıklı olarak birbirini yoğun bir şekilde etkilediği Osmanlı topraklarında Ermeni harfli Türkçe yazan ve Türkçe konuşan Ermeniler gibi pek çok örnek de mevcuttur.[2] Ancak bu zümrelerin her biri millet sisteminin uygulandığı Osmanlı topraklarında kendi dini kurumlarına ve ruhani cemaat liderlerine bağlı sayılmaktaydı.[3]
15. yüzyıldan itibaren kaynaklarda rastladığımız Anadolulu Türkofonlar[4] ve kullandıkları dil hakkında bilgi veren ilk kaynaklar nicelik bakımından yetersiz olduğu için bildiklerimiz -18. ve özellikle 19. yüzyıla kadar- bölgede bulunmuş olan seyyahların kayıtlarıyla sınırlıdır. “Karamanlı” adlandırmasının Anadolu’daki Türkçe konuşan Hristiyanlar için ilk kullanımı 1553-1555 yıllarında bölgeyi ziyaret etmiş olan Hans Dernschwam’ın günlüğünde kayda geçmiştir. Günlükte “Caramanos, Caramani, Caramaniler” adıyla anılan Anadolulu Türkofonlar, ayinlerini Yunanca yapan ve fakat Yunanca bilmeyen bir halk olarak ifade edilmiştir.[5]
Anadolu topraklarında, Balkanlar, Kırım, Suriye ve Besarabya’da dağılmış olan Türkçe konuşan Ortodoks Hristiyan kitle, 1923’teki Türk-Yunan mübadelesine kadar Anadolu’nun Trabzon, Fırat, Toros ve Silifke bölgeleri dışında özellikle Kayseri, Nevşehir, Niğde ve Konya’da yaşamaktaydılar. İstanbul’da ve dağınık olarak çeşitli Anadolu bölgelerinde de izlerini takip edebileceğimiz bu zümre en nihayetinde Kapadokya olarak adlandırılan geniş bir bölgeye dağılmış durumdaydı.[6]
Çoğunlukla Anadolu coğrafyasıyla bütünleşen ve yoğun olarak bu bölgede bulunduğunu bildiğimiz Türkçe konuşan Türkofonlar’ın milli kimlik ve etnik kökenleri hakkında ortaya farklı zamanlarda çeşitli görüşler atılmıştır. Bu görüşlerin ilk dalgası 19. yüzyılda kendisini göstermiştir. Tanzimat Fermanı’nın Millet Sistemi üzerinde yarattığı etki ve dönüşüm Yunanistan’ın Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsız bir ulus-devlet olarak ortaya çıkmasıyla kesiştiğinde iki merkezli bir “Yunanlaştırma” hareketi başlamıştır. Bu doğrultuda hareket eden iki merkezden biri olan -ve ikinci merkez olan İstanbul’dan çok sonra Anadolu’daki kitlenin farkına varan- Atina, Anadolu’daki Türkçe konuşan Ortodoks Hristiyan toplulukların yeni devlete bağlanmaları için dil birliğini sağlamaya çalışmıştır. Diğer bir merkez olan İstanbul (Fener Patrikhanesi) ise, aynı amaçla hareket etmiş ve buna ilaveten bölgedeki din adamlarının yanı sıra aydın Türkofon kesimiyle de dolaylı yoldan bir iş birliği içine girmiştir. Bu noktada hem Atina hem de İstanbul’un savunduğu tez, Anadolu’da Türkçe konuşan Hristiyanların dilleri asimile olurken dinlerini korumuş Yunanlılar oldukları yönündedir. Aynı dönemde -Türkçülük fikrinin diğer millî hareketlere nispeten geç bir tarihte kendisini göstermesiyle de birlikte- dil üzerinden millî kimlik inşasına Türkler de katılmış ve Türkçe konuşan Ortodoks Hristiyan zümrenin millî kimliği ve sadakatleri için ikili bir mücadele alanı ortaya çıkmıştır.[7]
Yakın dönemdeki çalışmalar ise milli kimlik tartışmalarındaki ikinci dalgayı oluşturmuştur. Bu doğrultuda Anadolu’da yaşayan ve Türkçe konuşan Ortodoks Hristiyan toplulukların etnik kimliği açısından pek çok çalışma yapılmış ve çeşitli görüşler ortaya konulmuş olsa da kesin bir sonuca varılamamıştır. Yine de, bu görüşler iki başlık altında toplanabilir. İlk görüş, Anadolulu Türkofonlar’ın aslen Yunan oldukları üzerinedir. Buna göre, bu kitleler Anadolu’nun yerli halkı olsa da koloni döneminden kalma değillerdir. Fakat bu yerel kitle hem Batı Anadolu’daki Yunan kitlelerden uzak kaldıkları hem de Türklerle çevrili bir coğrafyada bulunduklarından sadece dinlerini koruyabilmiştir. İkinci görüş ise, bu kitlelerin paralı asker olarak Bizans için Arap ve Sasani akınlarını durdurmak amacıyla Anadolu’ya yerleştirilen din değiştirmiş Türkler oldukları üzerinedir. Böylece bu kitleler zamanla Hristiyanlaşan Bizans’ın Türkopolleri’nin torunları kabul edilmiştir.[8]
Evangelinos Misailidis: Milli Kimlik, Edebiyat ve Basın Arasında Geçen Bir Hayat
Anadolulu Türkofonlar’ın 18. ve 19. yüzyıllarda özellikle İstanbul’a göç ettikleri görülebilir. Burada kendi zümrelerine ait dindaşlarını misyonerlik faaliyetlerinden korumak ve onları dinleri ile dilleri hakkında bilgilendirmek amacıyla örgütlenerek aynı amaçla bir dizi yayıncılık, çeviri ve uyarlama faaliyetlerine girişirler. Özellikle 19. Yüzyılın ortalarından itibaren bu yayınların üretimi ve içeriklerin din dışı konulara odağının artmasında bu göçmen aydın kesimin etkisi büyük olmuştur. Bununla beraber, 16. yüzyılın ortalarından mübadele sonrasında yayımlanan 1935 tarihli metinlere kadar çok sayıda Yunan harfli Türkçe eserler verilmiştir.[9]
Bu tür eserlerin hazırlanmasını sağlayan göçmenlerden birisi de Anadolulu Türkofonlar’ın edebiyatında bir sıçrama yaratacak olan Evangelinos Misailidis olmuştur. Matbaanın Osmanlı’da yaygınlaşmasıyla birlikte 18. yüzyılda Yunan harfli Türkçe baskıların sayısı artmıştır. Daha da önemlisi, 19. yüzyılda bu serüvene Yunan harfli Türkçe gazete ve dergilerin de katıldığı görülür. Elbette eser sayısının niceliksel artışı daha çok Tanzimat ile birlikte Anadolulu Türkofonların değişen ihtiyaçlarına bir cevap olarak da okunabilir. Bu doğrultuda öncelikle dinî ve ahlaki içerikli kitaplar basılmış ve bunlar ilk olarak İstanbul’daki Ermeni matbaası tarafından basılsa da, daha sonraki baskıların Venedik, Atina, Viyana, Leipzig, Amsterdam ve Bükreş, İstanbul ve Zincidere’de yapıldığı anlaşılır. Ancak basın ve baskı hayatı açısından Misailidis’in matbaası oldukça önemlidir. O, hem Anadolulu Türkofonları aydınlatma çabasıyla bir araya gelen aydın kitlenin merkezinde yer alıyordu hem de bu kitleden çıkan pek çok eser de dahil farklı türden resmi belgelerin de basımında önemli bir rol oynuyordu.[10]
Osmanlı ve Anadolulu Türkofonlar açısından bakıldığında gazetecilik ve yayıncılık faaliyetleri yönünde oldukça büyük etkiler yaratmış olan Misailidis, 25 Mart 1820’de Kula’da dünyaya gelmiştir. İzmir Rum Okulu (Evangeliki Sholi) ve sonrasında bir süre Atina Üniversitesi’nde edebiyat bölümünde eğitimine devam etmiş, fakat daha sonra Alaşehir’de öğretmenlik mesleğini icra etmek için Anadolu’ya geri dönmüştür. Isparta’ya tayin edilen Misailidis, Türkçe öğretmenliği yapmak amacıyla İzmir’e gelerek burada bir müddet sonra Amaltia gazetesinin yazı kuruluna girmiş ve çok geçmeden kendi matbaasını açarak baskı ve yayıncılık işini yapmıştır. İzmir’de çıkan bir yangın sonrası matbaasını İstanbul’a taşımıştır. 1855’te Tahtakale’de Tamburacı Han’da açtığı matbaasında öldüğü yıl olan 1890’a kadar pek çok eserin -92 Yunan Harfli Türkçe eser ile bu türden basılı kitap literatürünün yüzde otuzunu tek başına göğüslemiştir- ve gazetenin baskısını yapmıştır. Bunlar arasında en çok bilinenlerine iki örnek vermek gerekirse: İlki, Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u Cefakeş ile ikincisi, Anatoli gazetesidir. Anatoli, Yunan harfli Türkçe yayın hayatındaki en uzun soluklu gazete olmakla birlikte Anadolulu Türkofonlar’ın ana yayın organı işlevini de üstlenmiştir. Temaşa-i Dünya ise, daha çok Misailidis ile Patrikhane arasındaki fikir ayrılıklarına odaklanarak dini konularda bir eleştiri niteliği taşımıştır. Onun ölümünün ardından matbaasını çocukları devralmış ve Anatoli ile diğer eserlerin basımına devam etmişlerdir. Bunların dışında da aynı matbaadan Anatoli ve Afitap (İstanbul 1860-) ve Asia (İstanbul 1900-) isimli gazeteler de basılmıştır. Ayrıca, Anatol Ahteri gibi dergiler de bu matbaadan çıkmıştır.[11]
Severien Salaville ve Eugene Daleggio: Karamanlidika ve KAAM’ın Bellekleri
KAAM (Küçük Asya Araştırmaları Merkezi/Centre for Asia Minor Studies), 1923’teki Mübadele ile Yunanistan coğrafyasına göç eden Yunan Harfli Türkçe kullanan ve Türkçe konuşan kitlelerin ardında bırakacağı kültürel mirasları yıllar içinde toplayan, derleyen ve arşivleyen Atina merkezli bir kuruluştur. Kurucuları Melpo ve Octave Merlier’dir. Çift, 1925’te evlenip Atina’ya yerleştiğinde meslektaşlarıyla beraber mültecilerin tanıklıklarını kaydetmeye ve olabildiğince çok sayıda yazılı ya da basılı eseri arşive katma çalışmalarına başlamıştır. Arşivin en önemli özelliklerinden biri 300.000 sayfadan oluşan Sözlü Gelenek Arşivi’ne sahip olmasıdır. Bununla birlikte fotoğraf, kitap, el yazması ve broşürler gibi pek çok Yunan harfli Türkçe tanıklıkları bünyesinde barındırmaktadır. Ayrıca bu kuruluş halen daha faaliyetlerine devam etmektedir.[12]
KAAM’da materyal toplama işlerinde öne çıkan iki isim vardır: Severin Salaville ve Eugene Daleggio. Yunanistan’ın mülteci Anadolulu Türkofonları yerleştirdiği bölgeleri -Eğriboz (Evia), Halkida ve Mursali gibi- ziyaret eden Daleggio, bulduğu ve arşive katmaya değer gördüğü Yunan harfli Türkçe eserlerin çoğunu satın almış ve bunları KAAM arşivine raporlamıştır. 1956’da Melpo Merlier’e sunduğu rapor -bugün Gennadius Kütüphanesi’ndedir ve Türkçe’ye Mesut Yaşar Tufan tarafından çevrilmiştir- Yunan harfli Türkçe eserlerin antropolojisi için oldukça faydalı bir kaynak olmuştur. Bu eserleri bibliyografik olarak bir araya getirirken Daleggio, bir Assompsionist olan Salaville ile çalışıyordu. Dönemin Atina Kütüphanesi Müdürü olan Iordanis Pamboukis tarafından editörlüğü yapılan bibliyografi üç ciltlik bir çalışmaya dönüşmüştür. Sırasıyla; ilk cilt 1957’de, ikinci cilt 1966 ve üçüncü cilt de 1973’te yayımlanmıştır. Salaville ise ilk cildin yayımlanmasından sonra vefat etmiştir. Buna rağmen Daleggio onun adını bibliyografiye eklemeye devam etmiştir.[13]
Dipnotlar
[1] Adem Öger, “Karamanlı Ortodokslar ve Karamanlı Türkçesi,” in Tehlikedeki Türk Dilleri II-A, ed. Süer Eker ve Ülkü Çelik Şavk, cilt 2 (Ankara–Astana, Aralık 2016), 381,382,388, erişim tarihi 14 Mart 2026; Nuri Yüce, “Karamanlı Türkleri,” Journal of Turkish Language and Literature 42, no. 42 (2011): 158, erişim tarihi 14 Mart 2026.
[2] Murat Cankara, “Çifte Maduniyet, Çifte İşlev: Ermeni Harfli Türkçe Basında Dil ve Kimlik,” Ankara Üniversitesi İLEF Dergisi 2, no. 1 (2015): 112, erişim tarihi 14 Mart 2026; Evangelia Balta, Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz: Karamanlılar ve Karamanlıca Edebiyat Üzerine Araştırmalar (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2022), 142.
[3] Yüce, “Karamanlı Türkleri,” 158.
[4] Evangelia Balta, Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz, 142.
[5] Elif Özcan Uğur, “Karamanlıca Tarih‑i Osmanî Metninin İncelemesi” (Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknİk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2016), 2; Yüce, “Karamanlı Türkleri,” 157.
[6] Öger, “Karamanlı Ortodokslar ve Karamanlı Türkçe,”, 385.
[7] Evangelia Balta, Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz, 143,144,145,148.
[8] Yüce, “Karamanlı Türkleri,” 156; Öger, “Karamanlı Ortodokslar ve Karamanlı Türkçe”, 386; Elif Özcan Uğur, “Karamanlıca Tarih-i Osmanî Metninin İncelemesi”, 2-3.
[9] Öger, “Karamanlı Ortodokslar ve Karamanlı Türkçe”, 388.
[10] Merih Erol, “19. Yüzyılda Basılan Karamanlıca Eserler,” Toplumsal Tarih, no. 128 (Ağustos 2004):127; Yüce, “Karamanlı Türkleri,”, 158-160; Evangelia Balta, Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz, 148,149,150; Elif Özcan Uğur, “Karamanlıca Tarih-i Osmanî Metninin İncelemesi”, 7.
[11] Evangelia Balta, Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz, 150; Merih Erol, “19. Yüzyılda Basılan Karamanlıca Eserler,” 127; Yüce, “Karamanlı Türkleri”, 127,128,129,161; Elif Özcan Uğur, “Karamanlıca Tarih-i Osmanî Metninin İncelemesi”, 9,10,11.
[12] https://www.kms.org.gr/en/to-idryma/
[13] Mahmut H. Şakiroğlu, “Salaville Sévérien ve Eugène Daleggio, Karamanlidika, Bibliographie analytique d'ouvrages en langue turque imprimés en caractéres grecs III, 1866–1900 (Karamanlidika, Yunan harfleri ile basılı Türkçe kitapların açıklamalı bibliyografyası III. cilt 1866–1900) [Kitap Tanıtımı],” Belleten 38, sy. 152 (1974): 757, erişim tarihi 14 Mart 2026; Evangelia Balta, Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz, 5,6,13.







Yorumlar