top of page

Gagavuzların Kökeni Hakkında

6 Tem 2021
2 dakikada okunur

Gagavuzların Kökeni Hakkında

Günümüzde Türk dünyasının önemli bir parçası olarak kabul edilen Gagavuzlar ve kökenleri hakkında tarih boyunca pek çok bilimsel tez ileri sürülmüştür. Tarihi kaynaklarda adlarının 19. yüzyıl gibi nispeten geç bir dönemden itibaren zikredilmeye başlanması, bu topluluğun etnik kökenine dair tartışmaları beraberinde getirmiştir. Özellikle Hristiyanlık dinine mensup olmaları nedeniyle, bazı çevrelerce "Grek asıllı" oldukları iddia edilmişse de; ana dillerinin Türkçe olması bu görüşü zayıflatmıştır.


Köken Tartışmaları ve Bilimsel Yaklaşımlar

Gagavuzların kökenine dair en dikkat çekici teorilerden biri Paul Wittek tarafından ileri sürülmüştür. Wittek, etimolojik bir yaklaşımla "Gagavuz" adının Selçuklu Sultanı İkinci İzzeddin Keykavus'un adından türediğini ve bu topluluğun onun soyundan geldiğini savunmuştur. Bulgar tarihçi Balasçev de bu görüşü destekleyerek, Gagavuzların Keykavus döneminde Bizans’a sığınan Türk grupları olduğunu ifade etmiştir.


Öte yandan, Z. V. Togan, İ. Kafesoğlu, A. N. Kurat ve H. Namık Orkun gibi saygın Türk tarihçileri, Gagavuzların doğrudan "Oğuz" (Uz) boylarına dayandığı görüşünde birleşmişlerdir. Bu teze göre topluluğun ismi, "Gök-Oğuz" veya "Aga-Uz" tamlamalarından evrilmiştir.



Gagavuzların Kökeni Hakkında

Balkanlara Yerleşim ve Devletleşme Süreci

Tarihsel kayıtlara göre Oğuzlar (Uzlar), 1065 yılında Tuna boylarına yerleşmeye başlamışlardır. 1223 yılındaki Kalka Savaşı’nın ardından bölgedeki Türk nüfusu artmış; Oğuzlar, Dobruca çevresinden başlayarak Balkan coğrafyasına yayılmışlardır. 13. yüzyılın ikinci yarısında Bizans ve Altın Orda Devleti’nin bölgedeki otoritesinin zayıflamasıyla, 1280’li yıllarda Dobruca merkezli bir Oğuz (Gagavuz) siyasi yapısı teşekkül etmiştir.


Gagavuzların Kökeni Hakkında

Osmanlı Dönemi ve Kültürel Etkileşimler

Gagavuzlar, 1389 yılında Yıldırım Bayezid’in seferleri neticesinde Osmanlı hakimiyetine girmişlerdir. Bu süreçte bir kısım nüfus İslamiyet’i kabul ederken, önemli bir bölümü Ortodoks kimliğini korumuştur. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in tanıdığı dini ve idari imtiyazlar çerçevesinde, Gagavuzlar doğrudan Patrikhaneye bağlı bir tebaa olarak muamele görmüşlerdir.

18. ve 19. yüzyıllarda Fener Rum Patrikhanesi’nin kültürel politikaları sonucunda, Gagavuzlar arasında yazı dili olarak Grek alfabesi kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan "Karamanlıca" eserler, Grek alfabesiyle yazılmış Türkçe dini metinlerden oluşmaktadır. 19. yüzyıldaki bağımsızlık hareketleri ve kilise mücadeleleri sırasında, Bulgar Kilisesi’nin etkisi altına giren Gagavuzlar, ciddi bir "Bulgarlaştırma" politikasıyla karşı karşıya kalmışlardır.

Modern Dönem ve Cumhuriyet Türkiye'si ile İlişkiler

Osmanlı-Rus savaşları ve Rusya’nın bölgedeki artan etkisiyle Gagavuzların bir kısmı Moldova (Besarabya) bölgesine göç ederek Bucak ve Çadır köylerini kurmuşlardır. 1906 yılında Komrat merkezli bir ayaklanma ile kısa süreli bir devlet kurma girişimi olsa da, Çarlık Rusya’sı bu harekete son vermiştir.

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, özellikle Hamdullah Suphi Tanrıöver’in girişimleriyle Gagavuz Türklerine yönelik ilgi artmıştır. Tanrıöver’in çabalarıyla bölgeden 70 öğrenci eğitim almak üzere Anadolu’ya getirilmiş, ancak İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla bu öğrencilerin büyük bir kısmı Türkiye’de yerleşmiştir. Modern dönemde siyasi haklarını arayan Gagavuzlar, 1990 yılında otonom bir cumhuriyet kurmuş ve bu yapı 1994 yılında Moldova devleti tarafından resmen tanınmıştır.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Gelişmelerden haberdar olmak için abone ol!

Z Tarih Dergisi Logosu

© 2026 - Z Tarih Dergisi.

Tüm hakları saklıdır.

bottom of page
YUKARI ÇIK
Ana Sayfa
Z Tarih Logo
Sayılar