13 Koloni'nin Kurumsallaşması
Güncelleme tarihi: 18 Mar
Anakaradaki İngiliz kolonileri tutunmayı başardıktan sonra kendi kanun ve düzenlerini kurdular. Koloniler genellikle baskıdan kaçan insanlar yahut kaybedecek pek bir şeyi kalmayanlar tarafından tercih edildiği için toplumsal açıdan din, mezhep ve siyasi baskı yok denecek kadar azdı. Göç yoğunluğu ve içeriği İngiliz iç siyasetiyle fazlasıyla bağlantılıydı. 1642 İç savaşını kralcıların kaybetmesi üzerine kraliyet taraftarı zengin soyluların bir kısmı göç hareketine katılarak yeni kıtaya ciddi miktarda servet taşıdı. Bu servetle iktisadi hareketlenme yaratarak kolonilerin refahına önemli katkılarda bulundular. Bu göç 1660'daki monarşinin restorasyonuna kadar sürdü. Kurulan koloni idareleri de olabildiğince serbesiyetçi ve özgürlükçü politika izlediler. 1619'da kurulan Virginia Yasama Meclisi, valinin meclis onayı olmaksızın vergi toplama ve harcama hakkı olmadığını deklare etti. Monarşinin restorasyonuyla beraber yerel meclisler arka plana itilmeye çalışılsa da merkezi ve yerel idare arasındaki sürtüşme Valilik ve Meclis kurumları üzerinden devam etti. Bu süreçte Connecticut ve Rhode İsland kolonileri cumhuriyete evrildi. Hatta Connecticut ilk Avrupa anayasası niteliğinde liberal bir hukuk inşa etti ve uyguladı. Monarşinin restorasyonundan sonra bile bu cumhuriyet idareleri Kraldan aldıkları beratla Bağımsızlık Savaşına kadar varlıklarını sürdürdüler. Görüldüğü üzere İspanyol ve Fransız kolonilerinin aksine İngiliz kolonileri hak ve özgürlüklerini kraldan aldıkları yazılı belgelerle de tasdik etmiş ve kendi temsil kurumları olan meclisleri sonuna kadar muhafazaya çabalamıştır. Şüphesiz bunda İngiltere'nin siyasi düzeni ve parlamento kültürü çok büyük pay sahibidir.
Kaynakça:
Allan Nevins, Henry Steele Commager, ABD Tarihi, Çeviren: Halil İnalcık, Doğu Batı Yayınları, 2020.





Yorumlar