Sibirya Halkları ve Rusların İşgali
- Ahmed Bahadır Uslu

- 22 Ağu 2021
- 2 dakikada okunur

Geniş bir coğrafi sahayı kapsayan Sibirya, Türklerin kadim ana yurdu olarak kabul edilse de bölgenin ilk sakinleri yalnızca Türk toplulukları değildir. Batı Sibirya’nın ormanlık alanları Ugor, Samoyed ve Ket halklarının yerleşim yerlerini oluştururken; Güney Sibirya bölgesi Türklerin öz toprakları niteliğindedir. Bu bölgede yaşayan Hakas, Altay, Tuva ve Kazak toplulukları, Oğuz Türkleri ile aynı soy kökenine ve dil ailesine mensuptur. Hun Devleti’nin teşekkülüyle birlikte, Orta Asya’daki toplulukların batı istikametindeki göç hareketleri ivme kazanmıştır.
16. yüzyılda Moskova Knezliği’nin kuzeydoğusunda Fin-Ugor kökenli Komiler, Ural Dağları’nın her iki yakasındaki tundra kuşaklarında ise Samoyedler yaşamaktaydı. Rusya’nın ekspansiyonist (yayılmacı) politikaları da bu tarihsel döneme rastlamaktadır. Komi ve Samoyed bölgelerinden başlayarak Ob Nehri havzasına, yani Hantilere kadar uzanan Rus işgal süreci; Ural Dağları’nda Hanti, Mansi ve Sibir Tatarlarının sert direnişiyle karşılaşmıştır. Bölgenin sarp yer şekilleri ve yerel halkların mücadelesi, Rus ilerleyişini bir süre zorlaştırmıştır.
Rusların bölgedeki hâkimiyet çabaları 16. yüzyılda belirginleşse de bu sürecin temelleri 14. yüzyılda atılmaya başlanmıştır. Dönemin hâkim gücü olan Altın Orda Devleti, Timurlu seferleri neticesinde zayıflayarak zamanla parçalanmıştır. Bu yıkılışın ardından devlet; Kırım, Kazan ve Sibir gibi bağımsız hanlıklara bölünmüştür. Rusların bölgedeki ilk stratejik işgali 1552 yılında Kazan Hanlığı’na yönelik gerçekleşmiştir. Bu gelişme, İdil-Ural bölgesindeki halkları doğrudan Rus tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır.
Küçüm Han ve Sibirya’daki Direnişi
Sibir Hanlığı’nın başlangıçta Rusya’ya bağlılık bildirmesi, işgalci güçler için stratejik bir avantaj sağlamıştır. Ancak daha sonra Özbek ve Nogay bölgelerine yönelen Rus akınlarına karşı en kararlı direniş Küçüm Han tarafından sergilenmiştir. Küçüm Han, dağınık toplulukları birleştirmek amacıyla İslam dininin bütünleştirici gücünden yararlanmış ve bu inancı Sibirya coğrafyasında yaymaya gayret etmiştir. Bu strateji sonucunda, kendisine verilen toplumsal destek ve Ruslara karşı mukavemet bilinci artmıştır.
Ancak Küçüm Han’ın, sayıca kısıtlı ordusuyla bir Rus baskını neticesinde hayatını kaybetmesi, bölgedeki organize direnişin kırılmasına yol açmıştır. Liderlerini kaybeden halklar, zamanla Rus egemenliği altına girmiştir. Küçüm Han’ın vefatıyla birlikte Rus yayılmacılığının önündeki en etkili engel kalkmış ve Rusya, bu yüzyıldan itibaren bölgeyi günümüze kadar sürecek olan etkisi altına almayı başarmıştır.




Yorumlar