top of page

İlber Ortaylı'nın Ardından

18 Mar
3 dakikada okunur

İlber Ortaylı'nın Ardından

Ne acıdır ki geçtiğimiz yüzyıllarda birçok Türk yurdu yitirildi. Bu kayıplardan biri de şüphesiz Kırım’dır. Önce Çarlık, akabinde de Sovyet Rusya’sının birtakım yayılmacı politikalarından nasibini alan bu topraklar, sırasıyla; Küçük Kaynarca (1774), Aynalıkavak Tenkihnamesi (1779) ve Yaş Antlaşmaları (1792) ile adım adım elimizden çıktı. Son olarak da 1944 Mavi Alay Katliamı ile dünyanın dört bir yanına sürülen Kırım Tatarlarından Kemal Bey ve Şefika Hanım’ın yolu da Avusturya’da kesişti.



Ortaylı ailesinin ilk çocuğu olan İlber, 1947 yılında Avusturya’nın Bregenz kentinde dünyaya geldi.

Ailesi, onun doğumundan iki sene sonra Türkiye’ye göç etti. Ankara Atatürk Lisesinde okuyan Ortaylı, 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni, 1970’te ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin tarih bölümünü bitirdi. Ardından akademik hayatına Viyana Üniversitesi Slavistik ve Oryantalistik bölümünde devam etti. Yüksek lisans çalışmasını ise Chicago Üniversitesi’nde Halil İnalcık ile yaptı. Dünyanın birçok eğitim kentinde misafir öğretim üyeliği yaptıktan sonra ise Türkiye’ye dönerek profesör oldu. Bir dönem Topkapı Sarayı Müze Başkanlığı yapan Ortaylı, uzun yıllar Galatasaray ve Bilkent Üniversitelerinde Hukuk Tarihi dersi verdi.


İlber Ortaylı'nın Ardından

Geçtiğimiz yıllarda -kendi deyimiyle, yazmak için 70 yaşını beklediği- ilk biyografik eseri olan “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” kitabını yayımladığında tekrardan haklı bir popülariteye kavuşan İlber Hoca; yakın zamanda bir de Fatih Sultan Mehmed biyografisiyle diğer eserlerindeki akademik dilini bir kenara bırakarak Gazi’nin ve Fatih’in hayatını Türk okuyucusuna yalın bir üslupla aktarabilmeyi başararak Türk halkına unutulmayacak ve her daim başvurulacak başucu kitapları armağan etti.


Fakat Hoca'yı farklı kılan yönleri belirtmek için ne yazdığı kitaplar ne verdiği konferanslar ne de okurun onu tanımasına vesile olan saygın münevverlerle beraber katıldığı televizyon programlarını örneklemek yeterli değildir. Mamafih bu farklılık çoğu kimsenin düşündüğü gibi hocanın kültür seviyesi ve bildiği diller aracılığıyla yaptığı çapraz araştırmalarla da kestirilip atılamayacak kadar ince bir anlayıştan geçmektedir.


Bunu daha iyi kavrayabilmek için evvela yapılması gereken, hocayı yetiştiren çevreyi biraz daha yakından tanımak olacaktır. Kırım Tarihi ve Tatarları üzerine okuyup yazan uçak mühendisi bir baba ve Ankara Üniversitesi DTCF Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim görevlisi bir annenin ebeveynliğinde; Türkçenin haricinde Rusça ve Almancanın da ana dil gibi konuşulduğu bir evde büyüyen Ortaylı, akademik çalışmalarda alan farkı gözetmeksizin kaynak dillerin önemine her fırsatta değinmekte, kendisi de bu lisanlara İtalyanca, Farsça, Fransızca ve İngilizceyi de ekleyerek karşımıza alanında örnek bir otorite olarak çıkmaktaydı.


İlber Ortaylı'nın Ardından

Kendisinden etkilendiği en önemli şahsiyet ise şüphesiz, on sene evvel ebediyete uğurladığımız asırlık çınarımız Halil İnalcık’tı. Kendisi de Ortaylı gibi Kırım Tatarı olan İnalcık, Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ile birlikte 1900 Kuşağı’nın yetiştirdiği kendi deyimiyle “Nadir koşulların nadir yetiştirdiği çiçekleridir”. Bir asırlık yaşamının son günlerine kadar bilimsel tarih metodolojisini kendine düstur edinen İnalcık, son demlerini de tarihi hatalar ve öznel yargılar uğraşısıyla geçirdi. Vefatına birkaç gün kala dahi hasta yatağından ne zaman doğrulsa muhtelif yanlış kabullerden söz etti.


“Çok okuyan mı yoksa çok gezen mi bilir?” sorusuna; “En iyi bilen gezerken okuyandır.” cevabını veren İlber Hoca, bir araştırmacının olmazsa olmazı seyahat merakından da bilhassa bahsederdi. Hasta yatağından kalkabilse ilk iş Fergana Vadisi’ne gidecekti. Şimdiye kadar “Eski Dünya Seyahatnamesi” ve “İlber Ortaylı Seyahatnamesi” adıyla da iki seyahatname hazırlayan hoca Adriyatik’ten Çin Seddi’ne, Tac Mahal’den Petra’ya geniş bir coğrafyanın da hâkimi idi.


Hem sayılır hem de çok sevilirdi. Bu denli sevilmesinin ardında akademik başarılarının yanı sıra samimiyeti ve içtenliği gelmekteydi. Nüktedanlığı, dil sivriliği hatta yayında çalan telefonunu açıp konuşması bazen de kısa şekerlemeleriyle belki farkında olmasa bile halkının sempatisini kazandı.


Oryantalistik eğitimi ve çalışma sahası kendisini her ne kadar doğuya yöneltse de o hemen her eserinde okuruna Doğu-Batı sentezini başarıyla aktarmayı bildi. Alışılagelen salon aydını tipinden farklıydı. Kıyas yaparken bir tarafı yüceltmek için diğer tarafı basamak olarak kullanmazdı. Floransa estetiğine duyduğu hayranlık, Semerkand irfanına kör bakmasına sebep teşkil etmedi. İki temel kültürü de layıkıyla özümsemiş oluşu yalnızca eserlerine değil aynı zamanda hayatına da sirayet etti. Gaziantep’te sazlı-sözlü karşılamalarla ağırlanırken Midilli’de de dostlarıyla syrtáki yapan Hoca'yı bir gün programda Latince çeviriler yaparken diğer gün Tahran’da Firdevsi’den okurken bulabilirdiniz.


Hepsinden ziyade hoca kendisini asla milletinden ayrı görmezdi. Gerek ulusal gerekse uluslararası sahalarda söz sırası kendisine geldiğinde daima milletinin hak ve menfaatlerini savunurdu. Türk halkının adını asla yere düşürmedi. Son zamanlarında akademik çalışmalara yoğunlaşmak yerine görgü ve terbiyesini bilgelikle anlatmayı tercih etti. Halkın bir zümresi için değil her kesimi için örnek bir şahsiyetti. O içerisine doğduğu halkını kültürüyle besledi; halkı da onu çok sevdi. Yaşarken milletinin iltifatına mazhar olan Ortaylı, vefatıyla da milletine mâl olmaya nail oldu. Kendisine tekrardan rahmet diliyor, kıymetli hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz…


İlber Ortaylı'nın Ardından


3 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Misafir
18 Mar
5 üzerinden 5 yıldız

kaleminize sağlık. ilber hocama allahtan rahmet dilerim.

Beğen

Misafir
18 Mar
5 üzerinden 5 yıldız

Yıllar önce lise okul dergisinde de İlber Hoca'yla ilgili bir yazı kaleme aldığını hatırlıyorum. -Maalesef-şimdi vefatının ardından da hocamızın hayatını özetleyen ve bir aydının kolay yetişmediğini gösteren çok güzel bir yazı ortaya koymuşsun, tebrik ederim. Allah hocamızın mekanını cennet eylesin.


Beğen

5 üzerinden 5 yıldız

Eline sağlık hocam, güzel bir portre olmuş. Allah rahmet eylesin.

Beğen

Gelişmelerden haberdar olmak için abone ol!

Z Tarih Dergisi Logosu

© 2026 - Z Tarih Dergisi.

Tüm hakları saklıdır.

bottom of page
YUKARI ÇIK
Ana Sayfa
Z Tarih Logo
Sayılar